Marcel Proust

Marcel Proust

1871 - 1922

Marcel Proust (doğum adı: Valentin Louis Georges Eugène Marcel Proust; 1871-1922), 20. yüzyıl modernist edebiyatının en etkili İngilizce dışı figürlerinden biri olarak kabul edilen Fransız romancı, denemeci ve eleştirmendir. En ünlü çalışması À la recherche du temps perdu (Kayıp Zamanın İzinde) adlı çok ciltli roman dizisidir; bu eser, hafıza, zaman, kimlik ve toplumsal gözlemin derinlemesine incelenmesiyle tanınır. Proust’un yazım tarzı ayrıntıya verdiği önem, uzun cümleleri ve bilincin akışına yakın anlatımıyla karakterizedir; özellikle “isteğe bağlı bellek” örneği olan madeleine betimlemesi edebiyat tarihinde geniş yankı bulmuştur. Proust’un çalışmaları yaşamı boyunca ve ardından edebiyat kuramı, roman anlatımı ve içsel monolog teknikleri üzerinde kalıcı etkiler bırakmıştır. Kayıp Zamanın İzinde, 1913–1927 arasında kısımlar halinde yayımlanmış, yazarın ölümünden sonra bazı ciltlerin yayımlanmasıyla tamamlanmıştır. Sağlık sorunları ve Paris sosyetesindeki gözlemleri, eserlerinin hem kişisel hem toplumsal boyutlarını güçlendirmiştir. Proust, eserleri aracılığıyla anı, arzular ve sosyal ilişkilerin çözümlemesinde modern romanın sınırlarını genişletmiş ve sonraki kuşak yazarlar ile eleştirmenler üzerinde derin bir etki bırakmıştır.

Sözler (49)

"Vicdan yalan söylemez."

"Öleceğimiz düşüncesi ölmekten daha korkunçtur."

"Kederlerin yerini fikirler alır."

"Okuma bir dostluktur."

"Vücudumuz, sadece bacaklar, kollar gibi uzuvlardan oluşsaydı, hayata tahammül etmek kolay olurdu. Ne yazık ki, içimizde vicdanı da barındırırız."

"Aşk da tedavisi olmayan bir hastalıktır. Aşk, karşılıklı bir işkencedir."

"Bizi mutlu eden insanlara minnet duyalım, onlar benliğimizin çiçek açmasını sağlayan etkileyici bahçıvanlardır."

"Mesele kaybolmak değil, yolunu tekrar bulamamak."

"Asıl korkunç olan, hayal edilemeyen şeyler."

"Dinleyemeyecek kadar üzgün olduğum zamanların dışında, müzik benim tesellim olmuştur."

"Yeryüzünde 'TEK' zannettiğimiz kadın, sayılmayacak kadar çoktur."

"Yaptıklarımızın bir anlamı vardı. Ne dediğimiz, ne düşündüğümüz hiç mi hiç önemli değildi."

"Yalanı hissedip gerçeği öğrenemediğimiz için de, kıskançlığımız artar."

"İnsan en çok kaçtığı şeyden asla kurtulamıyor."

"İnsan sevdiği şeyi yeniden yaratmak için, önce onu reddetmek zorundadır."

"İnsanoğlu, kendi dışına çıkamayan, başkalarını ancak kendi içinde tanıyabilen ve aksini iddia ettiğinde yalan söyleyen bir yaratığıdır."

"İnsanlara duyduğumuz sevgi, onlar öldüğü için değil, biz öldüğümüz için azalır."

"İnsanları yaklaştıran şey, fikirlerin ortak oluşu değil, anlayışlar akraba oluşudur."

"Mutlu olmam gerekirdi, ama değildim."

"İnsan mutluluğu göremiyor. Kendimizi daima olduğumuzdan daha bedbaht sanıyoruz."