Nasreddin Hoca
1208 - 1284
Nasreddin Hoca, Orta Doğu, Anadolu, İran ve Orta Asya halk kültürlerinde mizah, zekâ ve toplumsal eleştiriyi kısa hikâyeler (fıkra) biçiminde sunan en tanınmış halk figürlerinden biridir. Anlatılarında genellikle kurnazlık ya da bilgece ters köşelerle gündelik ahlaki, toplumsal ve dinî meseleler hicvedilir; Hoca karakteri hem sıradan insanlarla hem de otorite figürleriyle ilişkide bulunarak dinleyiciye düşündürür ve güldürür. Hikâyelerin dili sade, nükteleri ise evrenseldir; bu yüzden Nasreddin'in fıkraları yüzyıllardır sözlü gelenekte korunmuş ve yazılı kaynaklara aktarılmıştır. Tarihî varlığı hakkında kesin bir görüş birliği yoktur: bazı yerel gelenekler onu 13. yüzyılda yaşamış gerçek bir kişi olarak anarken, akademik çalışmalar figürün farklı zaman ve coğrafyalardan gelen anlatıların birleşimi olabileceğini öne sürer. Türkiye'de Akşehir'deki Türbe ve anma etkinlikleri gibi yerel inanç ve kültürel miras unsurları, Nasreddin'in popülaritesini pekiştirmiştir. Kültürler arası yayılarak birçok dile çevrilen fıkraları, eğitimde, edebiyatta ve popüler kültürde mizahın ve halk bilgelğinin sembolü olarak kullanılmaya devam etmektedir.
Sözler (65)
"Allah dağına göre kış verir."
"Acemi bülbül bu kadar öter."
"Allah taksimi mi, kul taksimi mi?"
"Ben o kadar ince eleyip sık dokuyamam."
"Bindiği dalı kesmek."
"Buyurun kürküm!"
"Doğduğuna inanırsın da öldüğüne neden inanmazsın."
"El bizi alışverişte görsün."
"Eşeğin sözüne inanıyorsun da benim sözüme inanmıyorsun."
"Evdeki kilimi bozup heybe yapacaktım."
"Geç yiğidim geç!"
"İmam osurursa, cemaat altına sıçar."
"İnce eleyip sık dokumak."