Nâzım Hikmet

Nâzım Hikmet

1902 - 1963

Nâzım Hikmet (1902–1963), Türkiye'nin en etkili ve uluslararası alanda tanınan şairlerinden biridir. Serbest nazımın ve modern Türk şiirinin öncülerinden sayılan Hikmet, dilde sadelik ve konuşma üslubunu şiire taşıyarak geniş halk kitlelerine ulaşan güçlü görsel ve duygusal imgelem geliştirdi. Toplumsal gerçekçilik, insan sevgisi ve adalet vurgusu şiirinin merkezinde yer aldı; uzun şiirleri, destansı anlatıları ve oyunları ile hem edebiyat dünyasında hem de kamuoyunda derin iz bıraktı. Siyasi görüşleri ve komünist kimliği nedeniyle yaşamı boyunca defalarca yargılandı, hapis cezaları aldı ve 1951'de Türkiye'yi terk ederek Sovyetler Birliği'ne yerleşti; 1963'te Moskova'da vefat etti. "Memleketimden İnsan Manzaraları" gibi eserleri toplumsal tarih ve bireysel anlatıyı birleştiren örnekler olarak kabul edilir. Şiirleri onlarca dile çevrildi, tiyatro oyunları sahnelendi ve şiirsel dili genç kuşakları etkiledi. Günümüzde Nâzım Hikmet, edebi ve politik mirasıyla Türkiye'de ve uluslararası alanda halen çalışılan, tartışılan ve sevilen bir kültür figürü olarak yerini korumaktadır.

Sözler (45)

"Matematik, sibernetik, fizik, müzik, tüm bunlar, eninde sonunda, sadece, insanlar Şiir okumayı öğrensinler ve anlasınlar diye gereklidir."

"Ve gayrisi mesela benim on sene yatmam Laf-ı güzaftır."

"Sen yanmasan, ben yanmasam, biz yanmasak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?"

"Mesele esir düşmekte değil, teslim olmamakta bütün mesele..."

"İnsanların kanatları yok, insanlarin kanatları yüreklerinde."

"En fazla bir yıl sürer yirminci asırlarda ölüm acısı."

"Gökyüzünü başımın üstünde görmek bana yasak."

"İçimde mis kokulu kızıl bir gül gibi duruyor zaman."

"İki Şey var; ancak ölümle unutulur, anamızın yüzüyle şehrimizin yüzü."

"Nabzını boşlukta sayan bir gece..."

"Memleketimden uzakta, memleketimi düşünüyorum."

"Kelebek misalidir aşk; anlamayana ömrü günlük, anlayana bir ömürlük!"

"İnsanın insanla imtihanıdır"

"Geçtim putların ormanından baltalayarak, ne de kolay yıkılıyorlardı."

"Memleketim: Bedreddin, Sinan, Yunus Emre ve Sakarya, kurşun kubbeler ve fabrika bacaları benim o kendi kendinden bile gizleyerek sarkık bıyıkları altından gülen halkımın eseridir."

"Memleketimi seviyorum: Çınarlarında kolan vurdum, hapishanelerinde yattım. Hiçbir şey gidermez iç sıkıntımı memleketimin şarkıları ve tütünü gibi."

"Benim idealimdeki rejim olsa, ben de seni astırırdım. Sonra da darağacının altına oturup hüngür hüngür ağlardım!"

"Pamuk gibiydi bembeyazdı ekmek."

"İnsan birisiyle yaşlanmalı, birisi yüzünden değil."

"Biz başka severdik. O yüzden başka sevemedik."