Ray Bradbury
1920 - 2012
Raymond Douglas Bradbury (1920–2012), Amerikalı yazar ve hikâye anlatıcısı olarak bilim kurgu, fantezi ve spekülatif kurgunun sınırlarını şiirsel dil ve insan odaklı anlatılarla genişletmiştir. 22 Ağustos 1920'de Illinois, Waukegan'da doğan Bradbury, genç yaşta okuma ve sinemaya düşkünlüğünü üretken bir yazınsal kariyere dönüştürdü. En bilinen eserleri arasında distopik romanı Fahrenheit 451 (1953) ve gezegenler arası insan deneyimini irdeleyen öykü derlemesi The Martian Chronicles (1950) yer alır; kısa öyküler de onun üretkenliğinin ve etkisinin temelini oluşturur. Bradbury'nin üslubu lirik, nostaljik ve metaforik öğelerle yoğrulmuştur; özgür düşünce, sansür, teknoloji karşısında insanlık durumu gibi temaları işler. Eserleri roman, öykü, oyun, senaryo ve denemeler şeklinde yayıldı; pek çok çalışması sinema, radyo ve televizyona uyarlandı. Yaşamı boyunca edebiyata katkıları çeşitli onurlarla takdir edildi; 2004'te Ulusal Sanat Madalyası ve 2007'de Pulitzer Onur Ödülü (Special Citation) gibi önemli ödüller aldı. Bradbury, yazma tutkusu ve etkileyici anlatım gücüyle sonraki kuşakları derinden etkiledi; 5 Haziran 2012'de Los Angeles'ta vefat etti. Mirası, çağdaş fantastik ve bilimkurgu edebiyatının insanî ve etik boyutlarını vurgulayan güçlü geleneğinde yaşamaktadır.
Sözler (49)
"İyi yazarlar genellikle hayatın gerçeklerine dokunurlardı. Hayatın gerçek yönlerini veriyorlar."
"Bir gün, o kadar çok şey hatırlayacağız ki, tarihin en büyük buharlı kazı makinesini yaparak bütün zamanların en büyük mezarını kazıp, savaşı içine ittikten sonra üstünü örteceğiz."
"Büyükbabam herkes öldüğü zaman geride bir şey bırakmal derdi. Bir çocuk, bir kitap, bir resim, bir ev, yapmış olduğu bir duvar ya da bir çift ayakkabı. Ya da ekili bir bahçe."
"Büyük babam derdi ki, Ölen herkes ardında bir şeyler bırakmalıdır. kitap, Ya da ekili bir çiçek bahçesi. Elinin dokunduğu bir şey bırakmalı. Ona dokunan kimse senin varlığını hissetmeli."
"Hepimiz birbirimize benzemeliyiz. Hiç de, anayasanın dediği gibi, kimse eşit ve özgür doğmamıştır, herkes eşit yapılır. Her insan bir diğerinin sureti olunca herkes mutlu olur, ortada çekinilecek kork…"
"Çağımız kullanılıp atılan mendil çağı. Burnunu bir kişiye sil, buruşturup at, başka birini al, sil, buruştur, at. Herkes bir diğerinin eteğine siliyor."
"İnsanlar hiçbir şey hakkında konuşmuyorlar. Giyimden, arabadan söz ediyorlar. Konuşulan şeyler hemen hemen hep aynı, değişik hiçbir şey yok."
"Öyle bir çağda yaşıyoruz ki çiçekler bereketli topraklarda, iyi yağmurlarla büyümek yerine çiçeklerden beslenerek yaşamaya çalışıyor."