Reşat Nuri Güntekin
1889 - 1956
Reşat Nuri Güntekin (1889–1956), Türk edebiyatının önde gelen romancılarından, hikâyeci ve oyun yazarlarından biridir. 25 Kasım 1889’da doğmuş, 7 Aralık 1956’da vefat etmiştir. Eserlerinde toplumun değişen değerlerine, birey-toplum çatışmalarına ve insan ruhunun inceliklerine odaklanmış; sade ve akıcı anlatımıyla geniş bir okur kitlesi kazanmıştır. En çok bilinen eseri Çalıkuşu (1922) olup, bu roman Feride adlı genç bir kadının yaşamı ve öğretmenlik serüveni üzerinden Cumhuriyet öncesi ve sonrası toplum yapılarını ele alır. Güntekin’in üretimi roman, öykü ve tiyatro oyunlarını kapsar; Dudaktan Kalbe, Yeşil Gece gibi yapıtları da edebiyat tarihinde önemli yer tutar. Eserleri defalarca sinemaya ve televizyona uyarlanmış, Türk edebiyatının klasikleşmiş metinleri arasında sayılmıştır. Yazarlığı, sosyal gözlem, psikolojik çözümleme ve sürükleyici anlatı diliyle karakterize edilir. Türk edebiyatında realist gelenek ile halkın anlayışına yakın bir dil arasında köprü kurmuş; anlatılarında özellikle kadın karakterlerin iç dünyalarını ve toplumsal konumlarını öne çıkarmasıyla bilinir. Güntekin, hem çağdaşlarının hem de sonraki kuşakların ilgisini çeken bir kalıcı miras bırakmıştır.
Sözler (39)
"İnsan yaşadığı yerlerde beraber bulunduğu insanlara görünmez ince tellerle bağlanarmış; ayrılık vaktinde bu bağlar gerilmeye, kopan keman telleri gibi acı sesler çıkarmaya başlar, hep birinin gönlümüz…"
"Yan yana yürüdük. Yeni yakalanmış bir kuşun yüreği, göğsünde nasıl atarsa benimki de öyle atıyordu. Fakat zannediyorum ki, beni bırakılsa da artık kaçmaya kuvvet bulamayacaktım."
"Sevmek denen şeyin rolü bu kadar insanı yakıp titretecek bir şey olursa kendisi kim bilir neydi?"
"Ben çiçeklere "toprağın sevdası" derim Kınalı Yapıncak... Onlar da toprağın dudağında birer buse olarak açılıp sönüyorlar... Hangisi toprağın kalbine gitmeyi düşünüyor?"
"Mesut olmak için de asıl çare budur: Sevdayı dudaklardan öteye bırakmamak, zehir gibi kalbe inmesine meydan vermemek."
""Şu adamı gördün mü Doktor Bey," dedi, "Hani Cenabı Hak, kitabında Hazret-i Peygamberin son peygamber olduğunu yazmasaydı ben, bu adama peygamber derdim.""
"Vücudumun çirkin kabuğu altında sevgi ile, rikkat ile dolup taşan zengin bir kalbim varmış; ne çare ki kimse beni sevmemiş, kalbimdeki o taşkın memba kendi kendine kurumuş."