Sâdık Hidâyet
1903 - 1951
Sâdık Hidâyet (Persçe: صادق هدایت), 17 Şubat 1903'te Tahran'da doğmuş, 20. yüzyıl İran edebiyatının en etkili ve dönüştürücü yazarlarından biridir. Aslen Hedayat ailesine mensup olup hem İran'da hem Avrupa'da aldığı eğitim ve kültürel temaslar, eserlerinin biçim ve temasında belirleyici olmuştur. Modernist anlatım, karamsar psikolojik çözümlemeler ve toplumsal eleştiriyi harmanlayan kısa öyküleri, denemeleri ve tek romanı, İran edebiyatında yeni bir dili ve bakışı temsil eder. En bilinen eseri The Blind Owl (Farsi: Boof-e Koor) uluslararası alanda da geniş yankı uyandırmış; yabancılaşma, ölüm, varoluşsal kaygı ve bilinç akışı gibi temalarla dikkat çekmiştir. Hedayat ayrıca Batı edebiyatından çeviriler yapmış, İran entelektüel çevrelerinde tartışmalara yol açan eleştirel yazılar kaleme almıştır. Uzun dönemli sansür, içsel bunalımlar ve eserlerinin yarattığı tepki bağlamında yaşamı zorlayıcı olmuştur; Paris’te 9 Nisan 1951'de hayatına son vermiştir. Günümüzde Hedayat, modern İran edebiyatının kurucu figürlerinden biri olarak geniş çapta çalışılmakta ve etkisi sürmektedir.
Sözler (75)
"Korkunç bir şeydi bu: ne tam diri, ne tam ölü olduğumu hissetmek. Bir canlı cenazeydim artık; ne beni diriler dünyasına bağlayan bir şey vardı, ne de ölümdeki unutmadan, huzurdan yararlandığım."
"Katran gibi siyah gökyüzü delik deşik eski kara bir çadırı andırıyor, deliklerinde sayısız yıldız parıldaşıyordu."
"Ömrüm bir oduna benziyor, ocaktan düşen bir oduna: öteki odunların ateşinde kavrulmuş, kömürleşmiş, ama ne yanmış, ne de olduğu gibi kalmış bir oduna benziyor."
"Kimse doğal ölümle ölmüyor."
"Ölüm ona göre son derece kolay ve doğal geliyordu bu sırada. Yaşam denilen şey alaycı bir aldatmadan başka bir şey değildi."
"Ben ki henüz yaşadığım dünyaya bile alışamamışım, bir başka dünya neyime yarardı benim?"
"Yalnız ölüm yalan söylemez! Ölümün varlığı bütün vehim ve hayalleri yok eder. Bizler, ölümün çocuklarıyız , hayatın aldatmacılarından bizi o kurtarır."
"Lakin tek korkum; yarın ölebilirim kendimi tanıyamadan.."
"İyi olmak gibi bir kavram yoktur oysa. Sadece yaşarsınız, hiçbir iyi uzun süreli değildir."
"İnsan yaşamak için öldürmek zorunda olduğunu, etin kuvvet verici bir besin olduğunu ve yemezse öleceğini sanmış bir kere."
"İnsanlık ilerlemeyecek, huzur bulmayacak; mutluluk, özgürlük ve barış yüzü görmeyecek etobur olduğu sürece."
"Gözlerimi geleceğe kapayıp geçmişi unutmak istiyorum."
"Et yeme gereksinimi ya da lezzetinin her gün binlerce hayvanın öldürülmesine neden olduğunu biliyor musunuz acaba?"
"Mide düşkünü insanlar tüm canlılar için geniş bir mezarlıktır. O, yaşayan her şeyi yer. Kuşlardan tutun da deniz salyangozlarına kadar Herşeyi midesine gömer."
"İnsan kurtların ve yeryüzündeki tüm etoburların yüzünü karartmıştır. Çünkü hiçbir canlı başka bir canlıyı ihtiyacı olmadığı halde belli aletlerle, kindarca ve vahşice öldürmez."
"Uzun zamandır başkalarıyla bütün bağlarımı koparmışım, kendimi daha iyi tanımak istiyorum. Ne boş düşünce!"
"Nihayet zevkime göre bir oda yapmaya karar verdim. Sadece kendimin bulunacağı, düşüncelerimin dağılmayacağı bir yer."
"Biliyordum ki dünyanın bu büyük tiyatrosunda, herkes, ölüm gelip çatana dek bir tür oyun oynar. Ben de bu oyunu önüme almış, oynuyordum."
"Hayat tecrübelerimle şu yargıya vardım ki, başkalarıyla benim aramda korkunç bir uçurum var, anladım, elden geldiğince susmam gerek, elden geldiğince düşüncelerimi kendime saklamalıyım."