Said Nursî
1877 - 1960
Bediüzzaman Said Nursî (genellikle Said Nursî olarak anılır), Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl ortalarında yaşamış önemli bir Müslüman âlim, düşünür ve yazardır. Bitlis vilayetine bağlı Nurs köyünde doğduğu kabul edilen Nursî, geleneksel medrese eğitiminin yanı sıra dönemin modern ilimlerine de ilgi göstermiş; ilahiyat, fıkıh ve kelam gibi klasik dinî disiplinlerde derinleşmiş, aynı zamanda Batı bilimleri ve felsefesiyle karşılaştırmalı düşünceler üretmeye çalışmıştır. "Bediüzzaman" lakabı ona hem yöntemindeki titizlik hem de çağdaş sorunlara getirdiği yorumlar nedeniyle verilmiştir. En bilinen eseri Risale-i Nur külliyatıdır; bu eserlerde Kur'ân'ın iman hakikatleri, akıl ve delillerle dinin savunulması, ahlâk ve toplum meseleleri ele alınır. Cumhuriyet döneminde çeşitli baskılar, sürgün ve tutuklamalar yaşamış, ancak fikirleri öğrencileri ve talebeleri aracılığıyla geniş kitlelere ulaşmıştır. Türkiye'de ve genel olarak İslâm dünyasında Nurculuk hareketi üzerinde belirgin bir etkisi vardır. 1960 yılında vefat etmiş olup eserleri günümüzde de akademik çalışmaların ve dinî çevrelerin ilgisini çekmektedir.
Sözler (59)
"Başımdaki saçlarım adedince başlarım bulunsa ve her gün biri kesilse, zındıkaya ve dalâlete teslim-i silah edip, vatan ve millet ve İslâmiyete hıyanet etmem. Hakikat-ı Kur’ân’a feda olan bu başımı zâl…"
"Bir noktayı tam yerinde icad etmek için, bütün kâinatı icad edecek bir kudret-i gayr-ı mütenahî lâzımdır. Zira şu kitab-ı kebir-i kâinatın herbir harfinin, bahusus zîhayat herbir harfinin, herbir cüml…"
"Ey nefis! Başta Habibullah, bütün ahbabın, kabrin öbür tarafındadırlar. Burada kalan bir iki tane ise, onlar da gidiyorlar. Ölümden ürküp, kabirden korkup başını çevirme. Merdâne kabre bak, dinle, ne …"
"İslâmiyet güneş gibidir, üflemekle sönmez. Gündüz gibidir; göz yummakla gece olmaz. Gözünü kapayan, yalnız kendine gece yapar."
"Orucun ekmeli ise: Mide gibi bütün duyguları; gözü, kulağı, kalbi, hayali, fikri gibi cihazat-ı insaniyeye dahi bir nevi oruç tutturmaktır."
"Ramazan-ı Şerifteki oruç, doğrudan doğruya nefsin firavunluk cephesine darbe vurur, kırar. Aczini, zaafını, fakrını gösterir, abd olduğunu bildirir."
"Şu gördüğün büyük âleme büyük bir kitap nazarıyla bakılırsa, nur-ı Muhammedî (a.s.m.) o kitabın kâtibinin kaleminin mürekkebidir."
"Elbette nev-i beşer âhir vakitte ulûm ve fûnâna dökülecektir. Bütün kuvvetini ilimden alacaktır. Hüküm ve kuvvet ise ilmin eline geçecektir. Sivrisineğin gözünü halkeden, Güneş'i dahi o halketmiştir."