Rahmi Koç

Rahmi Koç

1930 - günümüz

Rahmi Koç, 1930 doğumlu Türk iş insanı ve sanayici olarak Türkiye'nin en önde gelen aile şirketlerinden biri olan Koç Holding ile özdeşleşmiş bir isimdir. Aile işletmesinde erken dönemde göreve başlamış, şirketin ulusal ve uluslararası ölçekte büyümesine, çeşitlenmesine ve kurumsallaşmasına katkıda bulunmuştur. Yönetim anlayışında kurumsal yönetişim, stratejik ortaklıklar ve uzun vadeli yatırım ilkelerine vurgu yaparak, Koç Holding’in otomotiv, enerji, finans, dayanıklı tüketim ve hizmetler gibi çok sektörlü bir yapıya dönüşmesine destek vermiştir. Koç, iş dünyasındaki faaliyetlerinin yanı sıra güçlü bir hayırseverlik ve kültür-sanat destekçisi olarak da tanınır. Endüstri mirasının korunmasına verdiği önemle ödemezegelen Rahmi M. Koç Müzesi gibi girişimlerin kurucusu olup eğitim, sağlık ve kültür alanlarında çeşitli vakıf ve projelere kaynak sağlamıştır. Uzun süreli yöneticilik tecrübesi, kurumsal sorumluluk ve topluma katkı anlayışıyla; Türkiye’de özel sektörün modernleşmesi ve sosyal sorumluluk uygulamalarının gelişimine önemli katkılarda bulunmuş bir figür olarak anılmaktadır.

Sözler (12)

"Ağızdan çıkan söz, yaydan çıkan ok, geçmiş zaman ve kaybedilen fırsat hiç bir zaman geri gelmez."

"Cumhuriyet değerlerine inanıyoruz. Atatürk’e inanıyoruz. Cumhuriyet, Atatürk, laikliğe olan inancımızı hiçbir zaman, ne olursa olsun azaltmayacağız."

"Yer ve mekâna göre dinlediğim müzik değişir. Yemeklerde mutlaka Bach dinlemeyi severim. Onun dışında Latin müziğine bayılırım, iyi jazz’ın da tadına doyum olmaz."

"Ya odacı olurdum ya da çaycı."

"Sıfırdan bir şirket kuracak olsam, yapay zeka sektörüne girerdim."

"Sakallı, bıyıklı adam katiyen almam. Kirli sakal da sevmem. Her gün tıraş olacak bir kere. Cote D’Azur’e gider gibi gelinmez. Bluejean de giyilmez. Kadınlar da mini giyemez. Buranın da kendine göre bi…"

"Rahmetli çok disiplinli bir insandı. Her şeyi ölçülü yapardı. Yalnız bizlere değil, yanımızda çalışan insanlara da örnek olurdu. Şahısların demokratik haklarını saygıyla karşılardı. Her zaman herkesin…"

"Herhalde bugünkünün iki misli bir çalışma, yani gün 24 saat yerine 48 saat olsaydı çok daha işim rahat olurdu diye düşünüyorum."

"Hayatta nezaket, dostluk, terbiyeli olmak, nefret etmemek, dedikodu yapmamak... Bunlar benim üzerinde en titizlikle durduğum konulardır."

"Nüfus 80 milyon kişiye doğru gidiyor. Bu bize büyük bir ayak bağı oluyor. 50-60 milyonda kalsaydık çok daha zengin olurdu bu ülke."

"Başımıza ne geliyorsa nüfus artışından geliyor. Okul yetmiyor, gıda yetmiyor, eğitim yetmiyor. Hastane yetmiyor, hiçbir şey yetmiyor bugünkü durumda."

"Diyorlar ki, devlette 5.5 milyon kişi çalışıyor. Buna askerler dahil değil. Dolayısıyla 2 milyon kişiyle bu devlet rahatlıkla döner. 600 milletvekili var, 200’üyle rahatlıkla hallolur."