Sait Faik Abasıyanık

Sait Faik Abasıyanık

1906 - 1954

Sait Faik Abasıyanık (1906–1954), Türk öykücülüğünde realizm ve insan merkezli anlatımı güçlendiren önemli bir yazardır. Adapazarı’nda doğmuş, İstanbul’da yetişmiş ve İstanbul’un farklı çevrelerine olan duyarlılığı ile eserlerine özgün bir atmosfer kazandırmıştır. Kısa ama yoğun üretimi boyunca günlük yaşamın küçük ayrıntılarını, doğa gözlemlerini ve toplumun kenarında kalan insanların iç dünyalarını yalın fakat lirizmi yüksek bir dille aktarmıştır. Edebiyatında melodramdan uzak, gözlemsel bir dürüstlük ve empati öne çıkar; özellikle deniz, ada yaşamı ve semt insanları betimlemeleriyle tanınır. Sait Faik, geleneksel anlatı kalıplarını sorgulayarak modern Türk öykücülüğünün biçimsel sınırlarını genişletmiş ve sonraki kuşak yazarlar üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır. Kısa öykülerinin yanı sıra deneme ve anı türünde de eserler vermiştir. Yaşamı boyunca edebî üretimi kadar insancıl tavrı ve hayvan sevgisi ile de bilinen yazar, eserleriyle Türk edebiyatında popüler ve akademik ilginin odağında kalmıştır. Ölümünden sonra da Sait Faik’in adı edebiyat ödülleri ve araştırmalar yoluyla yaşatılmaya devam etmektedir.

Sözler (62)

"Sevmiş sevilmemiştim."

"Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek bir insanı sevmekle başlar her şey. Burada her şey bir insanı sevmekle bitiyor."

"Çünkü unutulmayacak yalnız o kaldı."

"İnsanoğlunu aldatmak bir zeka sayılmaz ki. Bence zeki adam çabuk kanan adamdır."

"Şerefli bir milletin, demokrasi ayıbı olmaz."

"Yazmasam deli olacaktım."

"Okumuş yazmış adam öğüt vermez, adamı anlar."

"Soğan ekmek yalnız şehrli midesine değil köylü midesine’de dokunabilir ve dokunmaktadr.."

"Ölümün karşısında, ne yapsak, muvaffak olmuş bir aktörden farkımız olmayacak!"

"Bütün insanlar birbirine aa yukarı benzemez mi?"

"Sevmekten korkuyorum."

"Şehrin dışına çıkmak kendi kendinden kurtulmak gibi bir şey. Hatıralarımız, aşklarımız, dostluklarımız, hıyanetlerimiz hep şehrin içinde kaldı."

"Bütün ümit yarın sabahta."

"Karanlıktan, riyadan, zulümden, hürriyetsizlikten korkar gibi ürküyorum."

"Her insandan korkuyorum. Kimdir bu sokakları dolduran adamlar? Bu koca şehir, ne kadar birbirine yabancı insanlarla dolu."

"Kitaplar, bir zamanlar bana, insanları sevmek lazım geldiğini, insanları sevince tabiatı, tabiatı sevince dünyanın sevileceğini, oradan yaşama sevinci duyulacağını öğretmiştiler."

"Hep kötüler mi var? Dört bir yanımız sefalet, hastalıkla mı çevrili? Her gördüğümüz zalim, katil, egoist, hasut, kindar, yarı deli, ahlaksız mı?"

"Fakat toprağın üstünde koşan ,onun üstünde beş on para kazanmak kaygısıyla dönüp dolaşan insanlar ne tuhaf mahluklardı.."

"Bu dünyadan hiçbir iş yapmadan göçüp gitmek de fena bir şey."

"Kaç para eder! Gözümde, milyonu olsa da, kalp para ile metelik etmez."