Şeyhî
1350 - 1431
Şeyhî, Osmanlı divan şiiri geleneğinin erken dönem temsilcilerinden biri olarak edebiyat tarihine geçmiş bir şairdir. Hayatı hakkında ayrıntılı ve güvenilir biyografik kayıtlar sınırlı olmakla birlikte, genel kanaat onu 15. yüzyıl çevresinde etkin olan bir divan ozanı olarak konumlandırır. Şiirlerinde İranî mesnevi geleneği, tasavvufi temalar ve klasik Türkçe divan dili etkileri birlikte görülür; eserleri nazım biçimleri bakımından gazel, kaside ve mesnevi türlerinde yoğunlaşmıştır. Edebî kişiliği, dil ustalığı ve biçimsel çeşitliliği ile dönemin edebî pratiklerini yansıtır; el yazması nüshalar ve klasik edebiyat antolojilerinde adı geçer. Modern Osmanlı/Türk edebiyatı araştırmacıları Şeyhî’yi erken dönem divan şiirinin gelişimini anlamada önemli bir figür olarak değerlendirir, eserlerinin tespiti ve tasnifi el yazması kaynaklara dayandığından metin tarihi ve tenkit açısından çalışmalar sürmektedir. Genel olarak Şeyhî, Osmanlı şiirinin oluşum safhasındaki estetik eğilimlerin ve İran-Türk edebî alışverişinin somut bir örneği olarak kabul edilir.
Sözler (11)
"Dedim ki Şeyhî'yi aşkın dedi ki öldüriser Dedim harâmî gözüne dedi ki kanı halâl"
"Zülfün kemendi câna yeter göz ü kaş nedir Hâcet mi bunda düşmüşe tîr ü kemân dahı"
"Gamzesinden dembedem yağısa başıma tig ü tîr Hükm anundur kavl anun tutduk boyun fermânına"
"Teşne cânım kan yutar la'line karşı eylemez Gamzen okundan hazer benzer susadı kanına"