Şükrü Erbaş
1953 - günümüz
Şükrü Erbaş, Türk şiirinin çağdaş temsilcilerinden biri olarak tanınan bir şair ve yazardır. Edebiyat çevrelerinde yayımlanan şiirleri ve denemeleriyle bilinir; şiirlerinde sıklıkla toplumsal gerçeklik, insanın bireysel yaşantısı ve gündelik dilin şiirsel dönüşümü gibi temaları işler. Şiir dili yalın olmakla birlikte imgeler ve ritim kullanımı sayesinde duygusal yoğunluk ve düşünsel derinlik sunar. Karakterize edici özelliklerinden biri, çağdaş yaşamın sorunlarını, kişisel deneyim zemininde evrensel bir dille aktarabilme yeteneğidir. Yazın yaşamı boyunca şiir kitapları ve edebiyat dergilerinde yayımlanan şiirleri aracılığıyla okur çevresi edinmiş; edebiyat tartışmalarına katkıda bulunmuştur. Eserleri, Türk şiirinin modernleşme süreçleri ve farklı kuşaklarla kurduğu bağ bağlamında değerlendirilir; öğretmenlik, söyleşiler veya edebiyat atölyeleri gibi etkinliklerle genç kuşaklara ilham vermeyi sürdürdüğü bilinmektedir. Genel olarak Şükrü Erbaş, çağdaş Türk şiirinin süreklilik ve dönüşümündeki yerini koruyan, dili ve temalarıyla okurla doğrudan ilişki kuran bir şair olarak anılmaktadır.
Sözler (28)
"İçimde bir çocuk, yalın ayak koşuyor yaşlılığa doğru."
"Ben gidip hayal kuracağım. Siz oturup gerçeğinizi sevin."
"Yaşlılık, derin bir iç çekiş, yanılmış bir çocukluk olmasın."
"En büyük hünerimiz kendimize karşı olmak, aykırı yaşamaktır."
"Farkında mısınız bilmem, kimse kendi acısını bile duymuyor artık."
"Eşitlik zayıflık değil bilgeliktir. İyi olmaktan bu kadar korkmayın."
"İnsan bir mendille gezmeli hayatı, ne zaman ağlayacağı bilinmez ki."
"Öyle ucuz ettiler ki her şeyi sözü, saygıyı, erdemi. Ölümü bile kirlettiler."
"Hangi acıyla yaprak dökersek dökelim, insan kendini seveceği bir dünya buluyor."
"Kalktım yürüdüm elimdeki çaresiz soruyla. İnsan neden hep sona bırakır kendini?"
"Büyüklerin bunca uzun yaşadığı bir ülkede, bir onur dersi midir çocukların ölümü?"