Din

İnanç, maneviyat ve kutsal değerler üzerine huzur veren, yol gösteren dini ve manevi düşünceler

1860 söz bulundu

"Masivâya sarılmak, bu yolun sâliklerine büyük bir perdedir. Hakikat ehli imânı şöyle tarif etmişlerdir: İman, fayda ve zarardan kalbe doğacak bütün fikirleri silmek ve kalbi ancak Allah'a bağlamaktır.…"

"Zikirden maksat, Kelime-i Tevhid'in hakikatına erişmektir; çok söylemek şart değildir."

"Biz iki kimse bu yola gitmiştik. Benim maksûdum cümleden geçmek idi. Allah'ın inayeti erişti ve beni her şeyden geçirdi, maksûda eriştirdi."

"Şeyhim derlerdi ki: Gerçek namaz, oruç, riyâzet ve mücâhede, Hak Teâlâ Hazretlerine erişme yoludur. Ama benim indimde nefy-i vücud; yolların en kısasıdır."

"Sâlik eğer ömr-ü ebedî ile muammer olsa, şeyhinin terbiyesi nimetinin ve lütfu-himmetinin şükrünü edâ edemez."

"Biz hakikat devletine erişmeye ancak vasıtayız. Bizden kesilip hakikî maksûda erişmek gerektir. Salık fenâ mertebesine gelip, Hak Teâlâ'nın beka'sına ârif olduktan sonra, cümleden kesilmek gerektir. B…"

"Eğer bu vücuddan daha harâb bir vücud olsaydı; bu fakir, hazinesini o harâbede gizlerdi."

"Bizim tarîkimiz sohbettir. Halvette şöhret vardır; şöhrette âfât vardır."

"Hayır cemiyettedir. Bu tarikatın talihleri cemâat sohbetinde, çok hayır ve bereket bulurlar."

"Tevhid sırrına erişmek müyesser değildir. Mârifet sırrına ermek mümkündür ama güçtür."

"Kâh istidâtlı mürid bulunur, sâhib-i kabul Pîr bulunmaz; kâh Pîr bulunur, müstaid tâlib bulunmaz."

"Sülûkumun başında halim öyle idi ki; her nerede iki kimse sohbet eder görsem, kulak verirdim. Eğer sohbetleri Allah (c.c) bahsinde ise şâd olurdum. Masivâ bahsinde ise gam-nâk ve dil-hûn olurdum."

"Gençlikte niyaz ettim: 'Ya Râb! bu yolun yükünü çekmeye bana kudret ver; tâ ki, ne kadar riyâzet ve mücâhede var ise yapayım!' Bu duâm kabul buyuruldu da şimdi pêrlik vaktinde, riyâzet külfetinden ve …"

"Eyyâm-ı sülûkumda, çok hadis ve ulema sohbeti dinledim. Lâkin, bana bu yolda en ziyade yardım zilletten oldu. Bizi bu kapıdan içeri aldılar; her ne bulduksa, bu sıfattan bulduk."

"Nefy-i vücud, yokluk, azem işdir. Bu sıfatlar, bu yolda vuslat devletinin ipucudur. Bizi fenâ ve niyâz kapısından kabul ettiler; her nereye eriştim ise buradan eriştim."

"Yirmi iki senedir rûhaniyete mutabakatla bî-sıfat ve bî-rengim. Eğer bir kimse beni bilmek isterse, hâlâ bî-reng ve bî-sıfâtım."

"Bir gün Zivertun yahut Rivten köyü mescidinde, direğe dayanıp kıbleye karşı oturdum. Bende ani bir gaybet hâli zuhur etti ve bütün vücuduma yayıldı. Bu hâl bende beni, küllîyen mahvetti. Bil ki maksûd…"

"Bizler her ne bulduk ise, fakr sıfatı ile bulduk."

"Bir kimse Hakk'ın ulûhiyyetini tam mârifetle bi-hakkın bilse; o kimse şair eşyayı da keşif yoluyla bilir. Hiçbir mâhiyyet kendisinden gizli kalmaz. Zira cem'i eşya ve malûmat, Hak Teâlâ'nın sıfat ve e…"

"Arifin kalbi kadar vâsi, başka hiçbir şey yoktur. Yerler ve gökler ârifin kalbine nisbetle, bir nokta gibidir. Bu yüzdendir ki Cenâb-ı Bârî: Yerime, göğüme sığmadım; mü'min kulumun kalbine sıgdım buyu…"