Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Yakup Kadri Karaosmanoğlu

1889 - 1974

Yakup Kadri Karaosmanoğlu (1889-1974), Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının önde gelen romancılarından, gazetecilerinden ve entelektüellerinden biridir. Mısır’ın İskenderiye veya Kahire gibi Osmanlı topraklarındaki doğumla bağlantılı aile çevresinde yetişen Yakup Kadri, Batılı realist anlatım ile Türk toplumsal dönüşümünü birleştiren eserleriyle tanınır. Romanlarında Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin yarattığı sosyal, siyasal ve bireysel çatışmaları işler; özellikle “Kiralık Konak”, “Nur Baba” ve “Yaban” gibi yapıtları, dönemin ruhunu ve kırsal-şehir ayrışmasını güçlü psikolojik çözümlemelerle aktarması bakımından önem taşır. Edebiyatın yanı sıra gazetecilik, düşünce yazıları ve kamu hizmetinde de etkin olan Yakup Kadri, yeni Türkiye’nin kültürel ve siyasi tartışmalarında yer aldı; çeşitli kamu görevleri ve yazınsal görevler üstlendi. Eserleri, eleştirel realizm, toplumsal gözlem ve tarihsel bilinç açısından değerlendirilir ve Türk edebiyatı müfredatlarında sıkça okutulur. Yakup Kadri, üslubu, toplumsal duyarlılığı ve dönemin aydınlanma süreçlerine katkılarıyla 20. yüzyıl Türk edebiyatı üzerinde kalıcı bir etki bırakmıştır.

Sözler (15)

"Renksiz, kokusuz, fakat sula dolu billur bir kadehe benzeyen hayatını, durup dururken, yarı can sıkıntısı, yarı inat, yarı tecessüsle kokulu bir çirkefe batırıp çıkarmış ve bundan marazi bir zevk duym…"

"Kızmak veya gücenebilmek için mutlaka biraz anlamak lazımdır."

"Şiirdeki aşkla hayattaki aşk ne kadar birbirine benzemiyormuş."

"Bir zorluk önünde yalnız başına kaldığı vakit, fazla düşünmekten, fazla sıkılmaktan kurtulmak için, daima çarelerin ilk hatıra gelenine, tedbirlerin en basitine, en acelesine müracaat ederdi; yani hiç…"

"Hayatta hiçbir şey olgun bir erkeğin ağlaması kadar yürek paralayıcı değildir."

"Hepsi de temiz, lekesiz, düzgün elbiselerinin altında kaba ve gür hayvanlığın bütün ayıplarını ve bütün perişanlıklarını gizlemekte onlar kadar usta idi."

"Bütün Ankara'da da böyle gösterisiz bir sevinme vardı. Bu bayraksız, donanmasız, davulsuz, zurnasız bir zafer bayramı oldu. Çünkü, sevinç, yakın topraklardaki sular gibi, hep içe çekilmiş, yüreklere s…"

"Kadının hürriyeti demek, hiçbir hususta erkeğine muhtaç olmaması, ondan bir şey beklememesi, ona tabi bulunmaması idi."

"Hayatta sevmenin ve sevilmenin bin türlü şekli vardı. Ona göre, sevgi öncesizdi, sevgi sonrasızdı."

"Bir gün onlara ispat edebilecek miyim ki, ben bir 'yaban' değilim? Benim damarlarımdaki kan onların damarlarında işleyen kandır. Aynı dili söylemekteyiz. Aynı tarihi ve coğrafî yollardan, hep birlikte…"

"Acaba, doğduğu günden beri, bir defa olsun, hiçbir şeye güldü mü?"

"Okumuş bir İstanbul çocuğu ile bir Anadolu köylüsü arasındaki fark, bir Londralı İngiliz bir Pencaplı Hint arasındaki farktan daha büyüktür."

"Atatürk, kendisini unutmayanlar için, tükenmez bir enerji ve optimizma kaynağıdır ve onu unutturmamak hepimize kutsal bir vatan borcudur."

"Hangi ahmak, "Türk ordularının geçtiği yerde ot bitmez." demiş? Türk orduları nereye gittiyse oraya nizam, intizam ve sükûn götürmüştür. Asırlardan beri anarşi içinde çalkalanan ülkeleri bir anda huzu…"

"Zehir yudum yudum içilmez. Onu, bir hamlede yutmak lâzımdır"