Zeynel Abidin
659 - 713
Zeynel Abidin olarak anılan Ali ibn Husayn (659–713 civarı), Şii İslam'da dördüncü imam olarak saygı gören dini ve ahlaki bir önderdir. Peygamber Muhammed’in torunu olan Ali ibn Husayn, Hüseyin ibn Ali’nin oğludur ve Kerbela olayından sağ kurtulan birkaç aile bireyinden biri olarak tarih sahnesinde yer almıştır. Hayatta kalmasının ardından siyasî güç mücadelesine doğrudan katılmak yerine ibadet, eğitim ve toplumun manevi yeniden inşâsı üzerinde yoğunlaşmıştır. Medine merkezli yaşamı boyunca Ali ibn Husayn, derin bir ibadet hayatı, ahlaki öğretiler ve dua metinleri ile tanınmıştır; en meşhur eserlerinden biri olan Sahîfe-i Sâcîdiye (Dua Defteri) Şii maneviyatı ve ibadet geleneğinde önemli bir kaynak olarak kabul edilir. Aynı zamanda toplumsal adalet, sabır ve ahlâk vurgusuyla döneminin önde gelen dini düşünürleri arasında yer almıştır. Ölümü geleneksel kaynaklarda VII. yüzyılın başlarına tarihlenir; mirası hem akademik hem de inanç temelli literatürde geniş şekilde incelenir ve anılmaya devam eder.
Sözler (17)
"İster ciddi olsun, ister şaka, büyük ve küçük her yalandan sakınınız. Çünkü insan küçük yalan söylediği zaman yavaş yavaş büyük yalan söylemeye de cüret eder."
"Müslümanın Allah'ı tanımasının nişanesi ve dininin kemali, yararsız sözleri terk etmesi, az cedel yapması, hilimli, sabırlı ve güzel huylu olmasıdır."
"Mü'min dua ettiğinde üç sonuçtan biri gerçekleşir: ya kendisine ahirette azık olur ya da bu dünyada kabul olur ya da ona ulaşacak bir belayı geri çevirir."
"Nice aldanmış mağrur kimseler vardır ki, boş şeylerle meşgul olup sevinçle sabahlarlar ve Allah'ın onlara gazap ettiğini ve bununla cehennem ateşine düşeceklerini bilmedikleri halde yeyip içerler."
"Geliri miktarınca infak etmek, zenginliği miktarınca ailesinin refahını sağlamak, kendisi hakkında insanlara hak vermek ve selam vermekte öne geçmek müminin sıfatlarındandır."
"Üç şey müminin kurtarıcısıdır: Dilini insanlardan ve onların gıybetini yapmaktan korumak, dünya ve ahireti için yararlı olan şeylerle meşgul olmak, günahlarından dolayı çok ağlamak."
"Allah katında, Onu tanımaktan sonra, karın ve tenasül organının iffetini korumaktan daha sevimli bir şey yoktur. Yine Allah nezdinde, Ondan bir şey dilenilmesi kadar sevimli hiçbir şey yoktur."
"Münezzehtir O Allah ki, nimeti itiraf etmeyi hamd ve şükretmekten aciz kalmayı itiraf etmeyi de şükür saymıştır."