Angela Davis

Angela Davis

1944 - günümüz

Angela Yvonne Davis (d. 26 Ocak 1944), Amerikalı akademisyen, siyasetçi, aktivist ve yazardır. Birmingham, Alabama’da doğan Davis, 1960’larda sivil haklar hareketleri, Siyah Güç hareketi ve sol siyaset ile ilişkilendi; özellikle hapishane endüstrisine, ırkçılığa ve cinsiyet temelli adaletsizliklere karşı yürüttüğü eleştirel çalışmalarla tanınır. Filozofi, siyaset bilimi ve feminist teori alanlarında eserler vermiş; “Women, Race & Class” gibi çalışmalarıyla ırk, cinsiyet ve sınıf arasındaki ilişkileri kamuoyuna ve akademiye aktarmıştır. Akademik kariyeri boyunca çeşitli üniversitelerde görev yapan Davis, özellikle hapishane sistemi ve cezaevi karşıtı (abolitionist) fikirlerin uluslararası düzeyde yayılmasında etkili oldu. 1970’lerde yaşadığı siyasi davalar ve beraat süreçleri, onun hem sembolik bir figür haline gelmesine hem de yayımladığı yazılar ve konferanslarla düşünsel etkisini güçlendirmesine neden oldu. Günümüzde Angela Davis, öğretim, aktivizm ve yazarlık aracılığıyla toplumsal adalet, ırk ve cinsiyet meselelerine dair etkili bir ses olarak kabul edilmektedir.

Sözler (24)

"Hiçbir insan yasadışı değildir."

"Özgürlük sürekli bir mücadeledir."

"Sadece aptallar hayatını paraya değişir."

"Köklerin neredeyse orada çiçek açarsın."

"Irkçı olmamak yeterli değil, ırkçılık karşıtı olmalısın."

"Politik eşitlik, ekonomik eşitliğin kapısını açmıyordu."

"Sakın unutma, ne olursa olsun üstesinden geleceğiz."

"Bir insanı tanımakla anlamak arasında dağlar kadar fark var."

"Kadınların başkaldırması, insanlığın başkaldırması demektir."

"Ellerimizin kelepçelenmediği doğru, fakat kalplerimiz incindi."

"Bir kimse hakkında söylenenleri dinleyerek bir kanıya varmam âdetim değildir."

"Kadın yürüyüşü, devlet şiddetinin kötü güçlerine karşı feminizm vaadini temsil ediyor."

"Dünyayı temelinden dönüştürmek mümkünmüş gibi davranmalısınız. Ve her zaman bunu yapmak zorundasınız."

"Bence hiyerarşinin en altında yer alan insanlara davranışımız ile hayvanlara uyguladığımız muamele arasında sıkı bir bağ var."

"Hepimiz o kadar aşağılara atıldık ki kimse yerimizden kalkabileceğimizi düşünmedi, fakat yeterince uzun ezildik, Şimdi yeniden kalkacağız."

"Kapitalist endüstriyel forma dayalı gıda üretimine meydan okumamımız gerekiyor. Tüm o yediklerimiz çok ama çok büyük bir zulmü maskeliyor."

"Bu ülkede tavukların endüstriyel olarak korkunç koşullar altında üretildiğini aklımıza bir kez olsun bile getirmeden oturup bir tavuk parçası yiyebiliyor oluşumuz."

"Tükettiğimiz gıdalarla eleştirel bir ilişki kuruyor oluşumuz, dünyayı algılayışımızda meta formuna olan bağımlılığımızın ne denli ileri bir seviyeye geldiğini gösteriyor."

"Biz, bu ülkenin kadınları, kullanmak istesek bile oy hakkına sahip değiliz. Fakat emeğimize sahibiz. Nerede ücretler düşürülecekse, kapitalist sınıf düşürmek için kadınları kullanıyor."

"Yaşadığımız çevreyi oluşturan tüm nesnelerin ardında, hem insan hem de insan olmayan hayvan ilişkilerini gözümüzde canlandırma alışkanlığı edinmeyi başarabilseydik eğer, bu gerçekten devrimci bir hare…"