Bişrü’l Hafi
Bişrü’l Hâfî (Arapça: بشر الحافي), 8.–9. yüzyılın zühd ve tasavvuf geleneğinde öne çıkan erken dönem sûfîlerinden biridir. Lakatı “el-Hâfî” (çıplak ayaklı) olan Bişr, dünyevi konumunu ve malî bağımlılığını bırakarak sade hayatı ve alçakgönüllülüğüyle tanınmıştır. Geleneksel kaynaklar onu Basra bölgesinde yaşayan, halk arasında iyilikleri ve pişmanlık-tevbe örnekleriyle bilinen bir kimse olarak aktarır; hayatı ve sözleri, sonraki sûfî literatürde sıkça yer almıştır. Bişr ile ilgili menkıbeler, onun dönemin âlim ve zâhidleriyle kurduğu ilişkiler, sahip olduğu tevazu ve dünyevî hazlardan uzaklaşma kararlılığı üzerine odaklanır. Pek çok anlatıda Bişr’in geçmişindeki hataları terketmesi, bedenî ve ruhî disiplini benimsemesi; bunun sonucunda çevresince saygı gören bir zühd örneğine dönüşmesi vurgulanır. Öğretileri, kısa veciz sözleri ve davranış örnekleri, sonraki kuşak sûfîleri için ahlâkî ve manevî bir model teşkil etmiştir. Mirası, İslâm târihinde zühd ve tasavvuf geleneklerinin biçimlenmesinde rol oynayan bireysel örneklerden biri olarak değerlendirilir; hayatı klasik menkıbe ve hoca-talebe anlatılarında yaşatılmıştır. Geleneksel kaynaklara göre vefatı 227 H./842 M. civarındadır ve adı, sûfi kaynaklarında tevazu, tövbe ve sadelik sembolü olarak anılmaya devam etmektedir.
Sözler (1)
"Kişiyi bilgisi sebebiyle ısrarcı, münakaşacı ve kendini beğenmiş olarak gördüğün zaman, bil ki o, hüsranda kemâle ermiştir."