Frédéric Bastiat

Frédéric Bastiat

1801 - 1850

Frédéric Bastiat (1801–1850), Fransız ekonomist, gazeteci ve liberal düşünürdür. 30 Haziran 1801'de Bayonne yakınlarında doğmuş, genç yaşta ticaret ve hukukla ilgilenmiş; ilerleyen yıllarda iktisat ve siyaset üzerine yazılarıyla tanınmıştır. Bastiat, serbest piyasa, serbest ticaret ve sınırlı devlet müdahalesi savunuculuğu ile öne çıkmış; saldırgan korumacılığa ve devlet ayrıcalıklarına karşı eleştirel bir üslup benimsemiştir. Yazılarında açık ve aforizmik bir dil kullanan Bastiat, özellikle "What Is Seen and What Is Not Seen" (Görünen ve Görünmeyen) ve "The Law" (Hukuk) gibi kısa ama etkili eserleriyle bilinir. Ekonomik yanılsamaları, korumacılığın saklı maliyetlerini ve kaynak dağılımındaki bozulmaları vurgulamış; mizahi ve polemik ağırlıklı bir anlatımla geniş kitlelere ulaşmıştır. 1840'ların sonlarında siyasal alanda da kısa süreli etkinlik göstermiş, ancak sağlık sorunları nedeniyle eser üretimini ve siyasetini sınırlamak zorunda kalmıştır. 24 Aralık 1850'de erken yaşta ölmüştür; fikirleri klasik liberal ekonomi ve modern libertaryen düşünce üzerinde kalıcı etki bırakmıştır.

Sözler (30)

"Yıkmak, kazanç sağlamaz."

"Hukuk ve yardımseverlik aynı değil."

"Herkesin mahkemesi kendi vicdanıdır."

"Devlet tarafından uygulanan bir eşitliğe karşıyız."

"Uzlaşılamayacak iki ilke var: özgürlük ve zorlama."

"Mallar sınırlardan geçemezse askerler geçecektir."

"Genellikle kitleler yağmalanır ve bunu bilmiyorlar."

"Neden kendini reform etmiyorsun? Bu görev yeterli olacaktır."

"Oy verme zamanı geldiğinde, seçmenin zekasından şüphe edilmez."

"Yasalar, özgürlüğün vekili değil, politikanın bir aracı haline gelmiştir."

"Bir devlet kurumu açacaksanız onun faydalı olduğunu kanıtlamalısınız."

"Devlet, herkesin pahasına yaşamak istediği hayali bir varlıktır."

"Ancak, genel olarak, yasa bir erkek veya bir erkek sınıf tarafından yapılır."

"Erkekler, yalnızca yasamanın başından çıkan bir fikir uğruna ölmeye zorlanıyor."

"Herkes devletten geçinmek ister. Unuturlar ki devlet herkesten geçinmektedir."

"Onlar devlete inanıyor, insanlığa değil. Biz ise insanlığa inanıyoruz, devlete değil."

"Eğer orduyu büyütmek kârlı ise neden ülkenin bütün erkeklerini göreve çağırmıyoruz?"

"Yasal soygun, kısmen, yapay da olsa bir acıma ve yardımseverlik duygusuna dayandırılır."

"Yasa koyucular ve atanmışları da insan ırkına ait değil mi? Yoksa kendilerinin insanlığın geri kalanından daha ince bir kilden yapıldığına mı inanıyorlar?"

"Madem insanlar kendi kendilerine karar almakta bu kadar yetersizdirler, öyleyse demokratik seçme hakkı konusundaki bunca ısrar ve gevezelik neden?"