Ferzan Özpetek

Ferzan Özpetek

1959 - günümüz

Ferzan Özpetek, 3 Şubat 1959 tarihinde İstanbul’da doğmuş, Türkiye kökenli ve kariyerini İtalya’da sürdüren tanınmış bir film yönetmeni ve senaristtir. Genç yaşta İtalya’ya yerleşen Özpetek, sinemaya getirdiği duyarlı anlatım dili, tematik cesareti ve görsel estetiğiyle kısa sürede İtalyan sinemasının dikkat çeken isimlerinden biri haline geldi. İlk çıkışını 1997 yapımı Il bagno turco (Hamam) filmiyle yapan yönetmen, aile, kimlik, aşk ve aidiyet gibi evrensel temaları, bireysel hikâyeler ve güçlü karakter portreleri üzerinden işler. Özpetek’in eserleri genellikle yakın ilişkiler ağı, cinsellik ve göçmen deneyimleri gibi temalar etrafında şekillenir ve hem Türkiye hem de İtalya’daki izleyiciler tarafından ilgi görmüştür. Le fate ignoranti (The Ignorant Fairies) ve La finestra di fronte (Facing Windows) gibi filmleriyle eleştirmenlerden olumlu notlar almış, kariyeri boyunca İtalyan sinema ödüllerinde ve uluslararası festival gösterimlerinde yer almıştır. Toplumsal normlarla kişisel özgürlük arasındaki gerilimi işleyen anlatımı, renk ve mekan kullanımındaki titizlikle birleşerek Özpetek’i çağdaş Avrupa sinemasında özgün bir ses haline getirmiştir.

Sözler (10)

"Çiçeklerden ders al. Sabırlı olmayı, beklemeyi çiçeklerden öğren. Çünkü çiçekler dondurucu kışın ardından ilkbaharın geleceğini bilirler. Sadece biraz sabırlı olmak, kendine güvenmek gereklidir."

"En son ne zaman bir şeyi ilk defa yaptın?"

"Aşk fark gözetmez. Camileri tanıdım, kiliseleri tanıdım. Erkekleri sevdim, kadınları sevdim. Hele asileri, başını dik tutarak yürümeyi deneyenleri sevdim."

"Hayatta bazen gerçekten nedenini bilmeden yaptığımız şeyler vardır."

"Birbiri için yaratılmış iki insanın karşılaşması o kadar güçlü ki! Dünya yanlış kişiye aşık olan, yalnız kalan, acı çeken, buruk gözyaşı döken mutsuz insanlarla dolu. Aşkın tadını bildiklerini sanırla…"

"Birbirimizin gözünün içine bakarak konuşurduk. Maskesiz, içten gülümsemelerle bakışır, flört ederdik. Birisiyle ilişki kurmak için bir password girmeye ihtiyacımız yoktu ve her sabah uyandığımızda hay…"

"Dış güzellik, basit bir kılıftan başka bir şey değildir; insanı dayanılmaz yapan enerjisi, bakışındaki büyü, gülümsemesindeki şakacılık, sıradan bir günü serüvene dönüştüren tılsımıdır."

"Yanımda olmayacağın başka bir hayat beni ilgilendirmiyor."

"Sonsuza dek orada, kaldırımda dikilebilir, tek söz etmeden ona bakabilirdim; anılara gömülmüş olarak ve hâlâ sahip olabileceklerimizi hayal ederek."

"Şunu asla unutmayın: önemli olan hayatınızı nasıl yaşadığınız değildir. Önemli olan bunu kendinize ve özellikle başkalarına nasıl anlatacağınızdır. İşte hatalara, acılara, ölüme bir anlam yüklemek sad…"