Jean Baudrillard
1929 - 2007
Jean Baudrillard (1929–2007), Fransız sosyolog, kültür teorisyeni ve filozof olarak 20. yüzyılın son çeyreğinde toplumsal ve kültürel eleştirinin merkezi figürlerinden biri haline gelmiştir. Paris ve çeşitli Fransız üniversitelerinde eğitim görmüş, nesne kültürü, tüketim toplumu ve kitle iletişiminin toplumsal yapı üzerindeki etkileri üzerine yoğunlaşmıştır. Akademik kariyerinin yanı sıra deneme ve aforizmatik tarzda yazılarıyla da dikkat çekmiş, disiplinlerarası yaklaşımı sayesinde sosyoloji, felsefe, medya çalışmaları ve estetik alanlarında geniş yankı uyandırmıştır. Baudrillard’ı uluslararası alanda üne kavuşturan temel kavramlar arasında simulakra ve simülasyon ile hipergerçeklik yer alır; bu kavramlar modern toplumda gerçek ile temsiller arasındaki sınırın erozyona uğradığını ve gerçekliğin yerini temsillerin aldığını öne sürer. “The System of Objects”, “The Consumer Society” ve özellikle “Simulacra and Simulation” gibi eserleri, tüketim kültürünü, medyanın ikna gücünü ve sembolik değişim süreçlerini eleştirel bir mercekten incelemiştir. Hem yoğun övgüye hem de sert eleştirilere maruz kalmış; fikirleri günümüzde medya teorisi, kültürel çalışmalar ve postmodern düşünce tartışmalarında hâlâ tartışılmakta ve referans gösterilmektedir.
Sözler (17)
"Enigmatik duruma gelmeyen hiçbir Şey tamamen apaçık değildir. Gerçeğin kendisi doğru olmak için yeterince apaçık değildir."
"Dünyanın ikinci en büyük suçu sıkıcılıklı olabilir. İlki ise sıkıntı veren olmaktır."
"Birisinin: ‘Bu doğrudur, bu gerçektir.’ dediği bir yerde bir kişi herkesi kahkahaya boğan bir kültür hayal edebilir."
"Yeni dünya düzenindeki kötülük bir kötü niyet ve irade ürünü değil, rasyonel düşünce biçiminin; yaşıyıp giden normalliğin ürünüdür."
"Ne estetik ne cinsel bir inancımız var ama hala bunlara sahip olmayı öğreniyoruz ve gerçek bir felaket olmayacak çünkü sanal felaket koşullarında yaşıyoruz. Hızla çoğalan aşırı Şişen ama doğuramayan b…"
"Mutlak koruma öldürücüdür. Tıp bunu anlamıyor. Oysa kanser ve AIDS gibi hastalıklar mutlak korunma önlemleri ve tıbbın zaferinden doğan hastalıklardır."
"Kapitalizm erkeği tehlikesiz hale getirip, ehlileştirmek, bir dolap beygiri yapmak için kadını kullanır."
"Hiçbir Şey baştan çıkarmanın kendisinden daha büyük olmayı beceremeyecektir; onu yok eden düzen bile."
"Felsefenin sırrı , belki de kendini tanımak veya nereye gittiğini bilmek değil, ötekilerin düşlediğini düşlemektir. Kendi başına inanmak değil, inananlara inanmaktır."
"Farklılığın doğru kullanımı yoktur. Yalnızca ırkçılığın değil farklılığı sürdürmeye ve korumaya yönelik tüm ırkçılık karşıtı ve insancıl çabaların gösterdiği de budur."
"Politikanın gizli kusuru neyi "Kötülük" olarak adlandırabileceğini bilemeyecek bir hale gelmiş olmasıdır... Politikacıların sürekli olarak yaptıkları yanlışları düzeltmeye çalışmaktan başka bir şeyle …"
"Kalıntı bir birikimin sonucudur. Baskı altıdaysa buna tamamıyla ters ve simetrik bir yerdedir. Duygu depomuzla baskı altında tutulan duyguların zihinsel düzeyde canlandırılmasını sağlayan stok yeni it…"
"Bir kadın öylesine makyajlı olabilir ki, yok olduğunu anlamayabilirsiniz. Hayat öylesine aldatıcı olabilir ki, bunu hiç fark edemeyebilirsiniz."
"Artık inanamıyoruz; ama inanana inanıyoruz. Artık sevemiyoruz; yalnızca seveni seviyoruz. Artık ne istediğimizi bilmiyoruz, ama bir başkasının istediğini isteyebiliyoruz. İstemek, yapabilmek ve bilmek…"