Amin Maalouf

Amin Maalouf

1949 - günümüz

Amin Maalouf, 25 Şubat 1949’da Beyrut’ta doğan Lübnan kökenli bir romancı ve deneme yazarıdır. Eserlerini ağırlıklı olarak Fransızca kaleme alan Maalouf, entelektüel üretimini Orta Doğu kökenli kimlik, sürgün ve kültürlerarası etkileşim temaları çevresinde şekillendirmiştir. 1976’da Lübnan’daki iç savaşın patlak vermesinin ardından Paris’e yerleşmiş ve burada uluslararası okur kitlesine ulaşmıştır. Maalouf’un çalışmaları tarihsel kurguyu, kişisel ve kolektif hafızayı harmanlayarak geniş bir perspektifle sunar; “Les Croisades vues par les Arabes” (The Crusades Through Arab Eyes), “Samarkand” ve “Le Rocher de Tanios” gibi eserleri hem edebi hem de tarihsel ilgi çekmiştir. 1993’te “Le Rocher de Tanios” ile Prix Goncourt ödülünü kazanmış, 2011’de ise Fransız Akademisi’ne (Académie française) seçilerek kurumsal bir tanınırlık elde etmiştir. Denemelerinde kimlik, aidiyet ve çokkültürlülük meselelerine dair keskin analizler sunan Maalouf, çağdaş Fransızca edebiyatın ve uluslararası fikir dünyasının önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir.

Sözler (44)

"Aşk, bir kuyunun kıyısında susuzluktur."

"Gerçek, ona layık olana söylenir..."

"Beklediğim yarınlar dünde kaldı."

"Şiddet korkunun çocuğudur."

"Evlilik belal31 bir kurumdur."

"Gençlik arkadaşı, kardeş yarısıdır. Onu kardeşliğe aldığın için pişman olabilirsin, ama reddedemezsin."

"Hayat yolunda ilerlerken, sadece ihanet ile sadakat arasında tercih yapmak zorunda kalınsaydı işler kolaylaşırdı. Ama insan çoğunlukla iki bağdaşmaz sadakat, veya -bu da aynı kapıya çıkar- iki ihanet …"

"Aşk dediğiniz, "dostluk", "arzu", "tutku" veya Tanrı bilir başka hangi ismi taşıyan beyaz veya siyah ya da altın sarısı veya pembemsi kablolardan ayırmak gereken kırmızı bir kablo değildir."

"Yıllar ve yıllar geçti ama zaman, bir yansımadır: geçmiş saatler ve günler, haftalar ve yıllar sonunda aynı kül yığınına sahip olurlar. Gelecek, sonsuzluğa kadar gitse de, saniye saniye yaşanır."

"Sonu gelmeyen an, ulaşılmayan an yoktur. Büyük bir tutku ile beklenilirse, zaman geçtikçe beklenilen günün yaklaştığı sanılır..."

"Hayatta her zaman bir yol bulunur, mecrasından çıkmış kendine bir başka yol yapan nehirler gibi."

"Son kurtuluş çaresi yaşamama hep yardımcı olmuştur. Elimin altında olduğu için, bu çareye hiç başvurmadım. Ama ahiretin direksiyonu elimin altında olmasaydı, kendimi tuzağa düşmüş hisseder ve bir an ö…"

"Tünelin ucunda ışık görünmese bile, ışık varmış gibi yürümek ve ışığın görüneceğine inanmak gerekir."

"Bazıları, geleceğe inanmaya devam ettikleri için sabrederler. Bazıları, işi bitirmeye cesaret edemezler. Korkaklık, kuşkusuz hor görülmeli ama o da yaşamın bir parçası. Kabullenmek gibi, hayatta kalma…"

"Hayat insana bıkkınlık verecek kadar uzun değildir."

"Eğer önündeki kapılar bir daha yüzüne kapanacak olursa, hayatının sona ermediğini düşün. Sona eren şey yalnızca hayatlarının birincisidir ve diğeri başlamak üzere sabırsızlanmaktadır. O zaman bir gemi…"

"Zamanın iki yüzü var, dedi Hayyam kendi kendine. Zamanın iki boyutu var: Birisi uzunluğudur ki güneşin döngüsüyle ölçülür. Bir de zamanın derinliği var ki tutkuyla ölçülür."

"Ben inançlı ve dindar bir aileden geliyorum. Bizimkiler her ramazanda mutlaka oruç tutmuşlardır. Bu doğal bir şeydi, kendiliğinden yapılırdı, mühim bir mesele sayılmazdı. Günümüzde oruç tutmak yetmiyo…"

"Savaşlar en kötü içgüdülerimizi ortaya çıkarmakla kalmazlar; aynı zamanda onları üretirler, şekillendirirler. Toplumları içinden patlamasa dünyanın en iyi insanları olacak nice kişi kaçakçıya, yağmacı…"

"Evlilik belalı bir kurumdur. Düğünden önce her adam dikkatlidir, naziktir; göz koydukları genç kıza "kendi" karıları oluncaya kadar prenses gibi davranırlar; sonra hızla birer zorbaya dönüşürler."