Attilâ İlhan
1925 - 2005
Attilâ İlhan (15 Haziran 1925 – 10 Ekim 2005), Türk şiiri, romanı ve fikir hayatında 20. yüzyılın belirleyici isimlerinden biridir. Edebiyata genç yaşta şiirle başlayan İlhan, duygu yoğunluğu ve toplumsal duyarlılığı harmanlayan dizeleriyle geniş bir okur kitlesi edindi. Şiirlerinin yanı sıra roman, deneme ve eleştiri türlerinde de üretken olan yazar, medya ve sinema ile yakın ilişki kurarak eserlerinin ulaşılabilirliğini artırdı; şehir hayatı, aşk, yalnızlık ve siyaset onun temel temaları arasında yer aldı. Edebî üslubunda hem lirizm hem de toplumcu refleksi birleştiren Attilâ İlhan, dönemin politik ve kültürel çatışmalarına ayna tutan yazılar yazdı; gazetecilik ve televizyon konuşmalarıyla da entelektüel kamuoyunda etkili oldu. Türk edebiyatında popüler ve yüksek kültür arasındaki köprülerden biri olarak değerlendirilen İlhan, kuşaklar boyunca okundu ve tartışıldı. Ölümü sonrası da eserleri akademik çalışmaların, edebiyat eleştirilerinin ve yeni çevirilerin konusu olmaya devam etmektedir.
Sözler (54)
"Yasakçı’ toplumlarda, siyasal otoritenin görevi sanatçıyı ya evcilleştirmektir, ya da etkisizleştirmek! Bunu ya aba altından sopa gösterip yapar, ya da 'ihsan dağıtarak' ."
"Bizim gerçek İstanbul ile tenha Anadolu kasabalarının tozlu hanlarında destanlaşan İstanbul arasında ne ağır bir fark varsa, gerçek Paris'le dünyanın dört bir ucunda ünü dolaşan 'rivayet' Paris arasın…"
"Türkiye'de asıl sorun, aydınların yabancılaşmasıdır."
"İnsan, doğduğu anda ölmeye başlar."
"Şifahi bir milletiz, okumaya değil dinlemeye ve seyretmeye mütemayiliz."
"Nasıl cinselliği ağzına vuran bir erkek görgüsüz, kaba, bir yerde hasta erkek sayılırsa; cinselliği ağzına vuran kadın da görgüsüz, kaba, hatta hasta bir kadındır. Sevişmek, yaşanacak bir şeydir çünkü…"
"Bekleme yapmayın! Aşk'ını alan acı'ya doğru ilerlesin."
"Canını kurtarayım derken vatanından olursun."
"Türk aydını dediğimiz kişi, Batı'nın manevi ajanıdır."
"Eğitim, savunma ve ekonomi millî olmalıdır, olmazsa Sevr gelir."
"Kötümser olan yalnız gençler mi, herkes kötümser.. İyimser geçinenlerin iyimserliği de kof, göstermelik. Nazım'da bile böyledir bu: En iyimser şiirlerini en tarifsiz hüzünlerle söylemiştir."
"Roman okumak, dünyayı anlamanın önemli bir şeklidir; insanları, gerek toplumsal gerek bireysel açıdan değerlendirmenin, hassas bir ölçütü."
"Sanat, toplumsal bir çabadır; toplumdan gelir, topluma döner. Fakat gelenle giden aynı şey değildir."
"Ahmak, hayran olur, bağlanır, çünkü anlamaz; zeki, kuşkulanır dibini karıştırır, çünkü anlar."
"O sözler ki, kalbimizin üstündeDolu bir tabanca gibiÖlüp ölesiye taşırız.O sözler kiBir kez çıkmıştır ağzımızdan,Uğrunda asılırız."
"Memleket bir kurtlar sofrasına döndü mü, isyan haktır."
"Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız O mahur beste…"
"Ne solculuğumuz solculuktu ne sağcılığımız Karanlık bir kapı olup üstümüze kapandılar Kimse bizi sevmedi / ağır kan kaybıyız."
"Aynada hayalime takıldım Benden çok çabuk ihtiyarlıyor Benzi fena soluk Saçları bütün dökülmüşam kırığı kır sakallarım Buz kalıbı gibi donuk Gözleri sabit bakıyor Galiba çoktan ölmüş."
"Sen benim olsan ben senin olsam Bir gece vakti aklına gelsem Uykunu tutsam bırakmasam Seni kucaklasam kucaklasam Birbirimizin kalbini dinlesek"