Sunay Akın
1962 - günümüz
Sunay Akın (d. 12 Eylül 1962, Trabzon), Türk şair, yazar, gazeteci ve kültür insanıdır. Edebiyat ve popüler kültür arasında köprü kuran üretimleriyle tanınır; şiir, deneme, çocuk edebiyatı ve radyo/televizyon programları aracılığıyla geniş bir okur kitlesine ulaşmıştır. Yazılarında hafıza, nostalji ve gündelik nesnelerin tarihine dair gözlemler öne çıkar; anlattığı öyküler genellikle kültürel belleği canlı tutma ve sıradan nesnelerin ardındaki insan hikâyelerini görünür kılma amacı taşır. Akın, araştırmacı ruhu ve koleksiyonculuk ilgisiyle de bilinir; bu ilgi onu İstanbul Oyuncak Müzesi’nin kuruculuğuna götürmüştür. Müze, oyun ve çocukluk objelerinin tarihsel ve kültürel bağlamda korunması ve sergilenmesi bağlamında önemli bir girişim olarak değerlendirilir. Hem sahne performansları hem de kitaplarıyla geniş kitlelere ulaşan Akın, edebiyat ile popüler sunum arasındaki sınırları bulanıklaştıran çalışmalarıyla Türk kültür yaşamında kalıcı bir yer edinmiştir. Yayınlanan çok sayıda kitabı ve yürüttüğü projeler, onun kültürel hafızayı aktarma ve toplumsal belleği besleme tutkusunun somut göstergeleridir.
Sözler (16)
"Eğer inceldiği yerden kopmasına izin vermezsen, gün gelir en sağlam yerinden kopar. Canın yanar, canını yakar."
"Her gece yatmadan okuduğum bir kitap olmanı isterdim. Kırardım, ışıkları söndürmeden, yarım kalan sayfanın ucunu ki sen buna 'Tenim kırışıyor, yaşlanıyorum.' derdin."
"Aşk; bir bakıma sobaya dokunmak gibidir. Bir defa yanarsın, izi kalır. Sonra bir daha dokunmazsın sadece yanına yaklaşırsın."
"90-60-90'ı herkes bilir, elbette ki vücut ölçüleri. Ama bir de 200-70-60 var. Unutmayın, bu da tabut ölçüleri."
"Gelir gibi yapıp köşeden 'U' dönüşü yapıyor mutluluk. Bir türlü mutlu olamadık bizde, ama hala U/mutluyuz."
"Tenine dokunabilmek mi? Haşa! Gözüm göz menziline girsin yeter. Hadi düş düşlerime, tutmayana 'aşk' olsun..."
"İki pencere açık kalınca cereyan, İki yürek açık olunca Aşk olur; ama sonuç değişmez: İkisinin de sonunda 'üşütürsün'..."
"Doktora gittim geçende, kalbimde sen varmışsın.. Ve bu arada röntgende çok tatlı çıkmışsın."
"Sigaraya ilk başladığında saklarsın ya hani. Ta ki ailen görene kadar. Ben de aşka öyle sakladım kendimi, ta ki seni görene kadar."
"Nasıl sevmezsin eşitliği yürürken düşen çoraplarını aynı hizaya getirmek için annen değil miydi önünde diz çöken?"
"Dünya böylesine güzel olur muydu yine, diplomasını çerçeveleyip para kazanma derdine düşseydi Dr. Che, yüreğini dağlara asmak yerine."
"Kırgınlığım lunaparkta unutulmuş bir çocuğun nefreti kadar. Sorun atlı karıncalar değil, arkamdan dönüp duran dönme dolaplar."