Antonin Artaud

Antonin Artaud

1896 - 1948

Antonin Artaud (4 Eylül 1896 – 4 Mart 1948), Fransız oyun yazarı, şair, aktör ve tiyatro kuramcısıdır. Marseille doğumlu olan Artaud, 20. yüzyılın başlarında Paris çevresindeki edebi ve sanatsal akımlarla temasa geçti; sürrealistler ve deneysel tiyatro ortamı ile ilişkileri, onun sanat anlayışının erken evresini şekillendirdi. En bilinen yapıtı olan Le Théâtre et son Double (Tiyatro ve Onun İkilisi, 1938) adlı denemeler derlemesinde ortaya koyduğu “acımasız tiyatro” (Theatre of Cruelty) kuramı, geleneksel temsil (representation) anlayışını kökten sorgulayarak sahnelemenin fiziksel, ritüel ve duyusal boyutlarını vurguladı. Artaud’nun yazınsal ve görsel pratikleri, dilin sınırlarını aşan bir ifade arayışına dayanıyordu; sözün ötesinde beden, ses ve mekânla kurulan iletişimi merkeze aldı. Yaşamı boyunca ruh sağlığı sorunları ve uzun süreli hastane yatışlarıyla mücadele etti; bu deneyimler hem kişisel yaşamını hem de sanatsal üretimini derinden etkiledi. Ölümünden sonra Artaud’nun fikirleri, 20. yüzyıl sonrası tiyatro uygulamaları, performans sanatı ve avantgarde hareketleri üzerinde kalıcı etki bıraktı; birçok yönetmen ve kuramcı onun teorilerini yeniden yorumlayarak çağdaş sahne pratiklerine dahil etti.

Sözler (52)

"Kaygı verici olan bu dünyanın düzeninden sonra bir başkasının daha olduğunu bilmek."

"Ve artık hiç kimse tanrıya inanmıyorsa, bu, herkesin giderek insana inanmasındandır."

Din

"İçindeki gerçek ölümün beni korkutmadığı aceleci bir ölümün yara izlerini taşıyorum."

"Var olmak için kendini olmaya bırakmak yeter, ama yaşamak için, birisi olmak lazım."

"Gerçek tiyatro her zaman bana, tehlikeli ve dehşetli bir eylem olarak görünmüştür."

"Anlaşılması için yeterince ayrıntı vardır. Açıklamak nesnenin şiirini bozmak olurdu."

"Yaşam, bir nesne, bir biçim değildi bende, bir dizi mantık yürütmeydi yalnızca."

"Sadece iliklerimi sarsanın açıklığına inanıyorum, aklıma konuşanın değil."

"Düşüncelerimi teker teker bırakmakla, daha şimdiden intihar ettim ben."

"Kendimi, yaşamdan kendi irademle kopardım, yazgımı aşmak istedim!"

"Paramparça. Sanki bir ışık yağmuru. Bu ne biçim ölüm? diye düşünür."

"Kötülük her insana eşit ölçüde verilmemiştir, deha da öyle, delilik de."

"Ve bazen daha fazlası gerekmez bir dahiyi intihara sürüklemek için."

"Sırra ermişlerin yanında yutturmacılar her zaman var olacaktır."

"Ölüme açlık duymuyorum, varlık olmamaya açlık duyuyorum."

"Kendi kendimi yıkıma uğratıyorum; artık, yaşıyor sayılmam."

"Varlığın bulaşıcı yaşamamının mide bulandırıcı bir çökelişi var."

"İki yol vardı önünde: sınırsız dışarınınki, boyutsuz içerininki."

"Diyebilirim ki ben, gerçekten, bu dünyada varlık olamadım."

"Sıkıntı İç sıkıntısı delirtir. İç sıkıntısı intihar ettirir. İç sıkıntısı lanetler. İç sıkıntısını tıp bilmez. İç sıkıntısını doktorunuz duymamıştır. İç sıkıntısı yaşamı yaralar. İç sıkıntısı yaşamın …"