Emily Brontë

Emily Brontë

1818 - 1848

Emily Brontë (1818–1848), İngiliz edebiyatının en etkili ve gizemli figürlerinden biridir. Thornton, Yorkshire yakınlarındaki aile evinde doğan Brontë, çocukluğunu ve gençliğini Haworth Köyü’nün sert moor coğrafyası içinde geçirdi; bu çevre onun şiirsel dili ve gotik temalara eğilimini derinden etkiledi. Brontë, edebiyata şiirle başlamış, en çok 1847’de yayımlanan tek romanı Wuthering Heights ile ün kazanmıştır. Bu romanı, ilk başta karışık eleştiriler almasına rağmen zaman içinde Viktorya dönemi edebiyatının başyapıtlarından biri olarak değerlendirilmiştir. Emily, eserlerini yayımlarken kız kardeşleri Charlotte ve Anne ile birlikte erkek takma adlar (Ellis, Currer, Acton Bell) kullanmış, böylece dönemin cinsiyet önyargılarından korunmaya çalışmıştır. Kısa yaşamında yalnızca bir roman ve şiir koleksiyonları bırakan Brontë, 1848’de tüberküloz nedeniyle hayatını kaybetti; ölümünden sonra eserleri ve kişiliği üzerine sayısız eleştiri ve biyografi yazılmıştır. Şiirsel dili, yoğun duygusal temaları ve doğa betimlemelerindeki özgünlük, onun edebi mirasını günümüze dek yaşatan temel unsurlar olmuştur.

Sözler (25)

"Kötü bi yürek en sevimlileri bile çirkinden de kötü yapar."

"Hayat, düşmanlığı ve kızgınlığı sürdürmek için çok kısa."

"Gururlu insanlar kendileri için üzücü acıları doğururlar."

"Monotonluk ve ölüm bana bir ve aynı şey gibi geliyor."

"Zihnim mezardayken bedenim yaşamış, ne yapayım?"

"Başkalarının cennetinde gözüm de yok gönlümde."

"Babama olan sevgimi hiçbir şeyle kıyaslayamam."

"Ah,bütün çocuklar annelerini babalarını severler."

"Öldürülenler, öldürenlerin peşini bırakmazlar."

"Dünya artık yaşamaya değmez, değil mi?"

"Akıllı bir insanın en iyi dostu, kendisidir."

"Kitapları elimden alın, çıldırırım."

"Yalnız, ihanet ile şiddet iki ucu sivri oklara benzer; kullananları düşmanlarından beter yaralar."

"Okunacak bir sürü iyi kitap var, oturun da okuyun biraz. Oturun şuraya da aklınızı kurtarın!"

"Bu dünyada mutluluk olmadığına beni inandırmak istiyorsunuz, ne kadar da kötüsünüz."

"Seve seve kendiliğimden yapacağım bir şeyi niçin bana zorla yaptırmaya kalkıyorsunuz?"

"Ben kimseye ne haksızlık ettim ne de bundan pişmanlık duyuyorum. Mutluyum da."

"Etrafta konuşacak kimse olmadığı için, sürekli kitaplarının arasında vakit geçiriyor."

"Niye bu kadar değiştim? Niye bir- iki sözcük beni böyle zıvanadan çıkarıyor?"

"Engel olabildiğim müddetçe, kimsenin beni rahatsız etmesine izin vermem."