Alfred Tennyson
1809 - 1892
Alfred Tennyson (1809–1892), Victoria dönemi İngiltere’sinin en etkili şairlerinden biridir. 6 Ağustos 1809’da Lincolnshire, Somersby’de doğan Tennyson, Trinity College, Cambridge’de öğrenim görmüş ve burada edebî çevrelerle ilişkiler kurmuştur. Genç yaşta yayımladığı şiir derlemeleri ile dikkat çekmiş; özellikle yakın arkadaşı Arthur Hallam’ın erken ölümü üzerine yazdığı ‘‘In Memoriam A.H.H.’’ (1850) adlı uzun şiirsel ağıt, onun ününü pekiştirmiştir. Bu dönemde yazdığı ‘‘The Lady of Shalott’’, ‘‘Ulysses’’ ve ‘‘The Charge of the Light Brigade’’ gibi eserler, hem biçimsel ustalığını hem de dönemin tarihî ve ahlaki sorunlarına duyarlılığını göstermektedir. Tennyson 1850’de İngiltere’nin Poet Laureate’ı olarak atanmış ve devletin resmi şairi unvanıyla geniş bir kitleye ulaşmıştır. 1884’te soyluk unvanı alarak Lord Tennyson oldu; bu, onun edebî ve toplumsal prestijinin bir göstergesidir. Eserlerinde mitoloji, tarih ve kişisel yas temalarını ustaca harmanlamış; dilde melodik akış ve imgelerle dikkat çekmiştir. Ölümü 6 Ekim 1892’de gerçekleşmiş olup, eserleri Viktorya şiir geleneği içinde kalıcı bir etki bırakmış ve sonraki kuşaklar tarafından sıkça incelenmiştir.
Sözler (7)
"Kavrar ucunu kayanın kancalı ellerle; Güneşe yakın yalnız yerlerde, Gök mavisiyle halkalanmış, dikilir. Buruşuk deniz altında sürünür; Bakar dağın duvarlarından, Ve bir yıldırım gibi düşer."
"Yolculuk etmeden duramam: hayatı içerim Çökeltlerine kadar: Her zaman zevk alırım Çok miktarda, acı çekerim çok miktarda, hem Beni sevmiş olanlarla, hem de yapayalnız"
"Karanlığın içinden çıkan eller doğaya uzandı ve insanlığı şekillendirdi."
"Rüyalar var oldukları sürece gerçektir ve Biz de zaten bir rüyada yaşamıyor muyuz?"
"Kale surlarına görkem düşer. Ve karlı zirveler eski hikâyelerle dolu: Uzun ışık göl boyu çalkalanır, Ve vahşi çağlayan şerefle havaya zıplar: Üfleyin, borazanlar, üfleyin, uçsun vahşi yankılar, Üfleyi…"
"İleri, Hafif Tugay!" Korkan bir tek kişi mi var? Yok, bilse bile Asker Hatasını birinin: Onlara düşmez cevap vermek, Onlara düşmez sormak neden, Onlara düşer bir tek şey yapmak ve ölmek: Ölüm vadisine…"