David Herbert Lawrence

David Herbert Lawrence

1885 - 1930

David Herbert Lawrence (11 Eylül 1885 – 2 Mart 1930), İngiliz romancı, şair, oyun yazarı ve eleştirmen olarak 20. yüzyıl İngiliz edebiyatında önemli bir figürdür. Nottinghamshire’da madencilikle uğraşan bir ailede doğmuş, sınıf farklılıkları, cinsellik, endüstrileşme ve insan ilişkilerinin içsel dinamikleri üzerine yoğunlaşan eserleriyle tanınmıştır. Öğretmenlik ve kütüphanecilik gibi mesleklerde çalıştıktan sonra edebiyata yönelmiş; ilk romanı The White Peacock (1911) ile edebiyat ortamına giriş yaptı ve özellikle Sons and Lovers (1913) ile geniş çevrelerde dikkat çekti. Lawrence’ın üretimi, The Rainbow (1915), Women in Love (1920) ve en çok sansasyon yaratan eseri Lady Chatterley's Lover (tamamlanma 1928) gibi romanları; şiirleri, öyküleri ve kültür eleştirisi çalışmalarını içerir. Eserleri dönemin ahlaki normlarına ve sansüre meydan okumuş, bazı romanları yasaklanmış veya sansüre uğramıştır. Yaşamının büyük bölümünde Avrupa, ABD, Meksika ve Avustralya arasında seyahat etmiş; hastalık ve göçlerle geçen yılların ardından 1930'da Fransa'nın Vence kentinde ölmüştür. Edebi mirası yüzeysel sansasyonun ötesinde psikolojik derinlik, dilsel yenilik ve birey-toplum çatışmalarına yaptığı nüfuzla değerlendirilir.

Sözler (31)

"Geleceğin başbakanı bir kahyadan başka bir şey sayılmayacak, ticaret bakanı büyük vekilharç, ulaştırma bakanı da arabacıbaşı olacak; hepsi baş hizmet ediciler, başka bir şey değil, hizmet ediciler."

"Yıkıcı güçler birçok bitkiyi yok eder, ama bitkiler yine de yeşermeye devam eder. Piramitler bir papatyanın dayanıklılığına asla ulaşamaz. Bülbüller Buddha'nın ya da İsa'nın sözlerinden önce de ötüyor…"

"Sıradan halk: siz toplumda ne işle meşgul olursunuz? Ayrıcalıklı sınıf: hiçbir şey. Biz çalışmak için yaratılmadık. Sıradan halk: öyleyse nasıl mal mülk edindiniz? Ayrıcalıklı sınıf: sizi idare etmeni…"

"Felsefe, din, bilim, hepsi de dural bir dengeye ulaşmak için her şeyi çivilemekle uğraşırlar. Din, şunu yapmalısın, bunu yapmamalısın diyen, çivilenmiş Tek Tanrı`sıyla yapar bu işi, hedefe indirir dur…"

"Hiçbir şey için benimdir deme. Sadece de ki: Yanımdadır. Çünkü ne altın, Ne toprak, Ne sevgili, Ne hayat, Ne ölüm, Ne huzur, Ne de keder,Daima seninle kalmaz."

"Felsefe değişmez düşünceleriyle; bilim, "yasa" larıyla: Bunların hepsi birden bizi şu ya da bu ağaca çivilemek isterler."

"Hiçbir şey bu kuduran garip dünyada yalnız kalmak, bu kudurmuşluk karşısında ayrı durmak kadar güzel değildir."

"Biz zahmeti çekeriz ve siz keyfinize bakarsınız, biz üretiriz, siz tüketirsiniz, varlık bizden doğar ve onu siz yutarsınız."

"Kendi hareketlerinin sorumluluğunu yüklenmeyen insanlar çoğu kez neler olup bittiğini umursamazlar.."

"Geleceği düşünmeye gerek yok, bugünün derdi yeterde artar bile. Bu ana geleceğin görüntüsü yeter."

"Sessizliğe, dinlenmeye, yalnızlığa önem verin. Bunlar insanın çalışmasına yol açan şeylerdir."

"Bizimkisi aslında trajik bir çağ,bu yüzden bu çağı trajik olarak kabul etmeyi reddediyoruz."

"Zihnin bedene uyguladığı şiddet herhalde sayılamayacak kadar çok insanı delirtmiştir."

"Her ayrılış, başka yerdeki bir buluşma demektir. Her buluşma da yeni bir tutsaklıktır."

"Korkma.” dedi kefene sarınmış adam, “ölü değilim. Beni vaktinden önce gömdüler."

"Keşke onlara yaşamak ve para harcamanın aynı şey olmadığını anlatabilsem!"

"Erkekler olsun, kadınlar olsun kendi hiçliklerinin bencil korkusu ile çılgındılar."

"Kadınların kadınlıktan uzaklığı, erkeklerin erkek olmayışı yüzündendir."

"Erkekler bir düşünmeye başladılar mı kara kara, pireyi deve yaparlar."

"Yaşamak zorundayız, dünyanın kaç kere battığının önemi yok."