Muhammed Bahauddin

Muhammed Bahauddin

1318 - 1389

Muhammed Bahauddin, genellikle Bahauddin Nakşibend olarak bilinir, 14. yüzyılda yaşamış önemli bir İslam alimi ve mutasavvıftır. 1318 yılında Buhara yakınlarındaki Kasr-ı Arifan köyünde doğmuştur. Nakşibendi tarikatının kurucusu olarak tanınır ve bu tarikat, İslam dünyasında önemli bir tasavvuf ekolü haline gelmiştir. Bahauddin Nakşibend, sade bir yaşam tarzını benimsemiş ve 'halvet der encümen' (kalabalık içinde yalnızlık) gibi tasavvufi prensipleriyle tanınmıştır. Hayatı boyunca İslam ahlakı ve maneviyatı üzerine çalışmış, birçok talebe yetiştirmiştir. Onun öğretileri, İslam dünyasında geniş bir etki yaratmış ve günümüzde de takip edilmektedir. 1389 yılında vefat etmiş ve Buhara'da defnedilmiştir. Mezarı, günümüzde önemli bir ziyaret yeridir.

Sözler (46)

"Tevhid sırrına erişmek müyesser değildir. Mârifet sırrına ermek mümkündür ama güçtür."

Din

"Biz kolay kabul etmeyiz. Eğer kabul edersek, geç kabul ederiz. Zira kabul şartlarını gereği gibi bulmak zordur."

"Kâh istidâtlı mürid bulunur, sâhib-i kabul Pîr bulunmaz; kâh Pîr bulunur, müstaid tâlib bulunmaz."

Din

"İlim ikidir: Biri kalb ilmidir ki; fâideli bilgidir. Bunu peygamberler, resuller öğrettiler. Biri de lisan ilmidir ki; Hak Teâlâ'nın Âdem evlâdına hüccetidir."

"Sülûkumun başında halim öyle idi ki; her nerede iki kimse sohbet eder görsem, kulak verirdim. Eğer sohbetleri Allah (c.c) bahsinde ise şâd olurdum. Masivâ bahsinde ise gam-nâk ve dil-hûn olurdum."

Din

"Gençlikte niyaz ettim: 'Ya Râb! bu yolun yükünü çekmeye bana kudret ver; tâ ki, ne kadar riyâzet ve mücâhede var ise yapayım!' Bu duâm kabul buyuruldu da şimdi pêrlik vaktinde, riyâzet külfetinden ve …"

Din

"Eyyâm-ı sülûkumda, çok hadis ve ulema sohbeti dinledim. Lâkin, bana bu yolda en ziyade yardım zilletten oldu. Bizi bu kapıdan içeri aldılar; her ne bulduksa, bu sıfattan bulduk."

Din

"Nefy-i vücud, yokluk, azem işdir. Bu sıfatlar, bu yolda vuslat devletinin ipucudur. Bizi fenâ ve niyâz kapısından kabul ettiler; her nereye eriştim ise buradan eriştim."

Din

"Yirmi iki senedir rûhaniyete mutabakatla bî-sıfat ve bî-rengim. Eğer bir kimse beni bilmek isterse, hâlâ bî-reng ve bî-sıfâtım."

Din

"Bir gün Zivertun yahut Rivten köyü mescidinde, direğe dayanıp kıbleye karşı oturdum. Bende ani bir gaybet hâli zuhur etti ve bütün vücuduma yayıldı. Bu hâl bende beni, küllîyen mahvetti. Bil ki maksûd…"

Din

"Bize kibr atfetmişler. Bizim kibrimiz kibr değildir, kibriyâdıdır."

"Bizler her ne bulduk ise, fakr sıfatı ile bulduk."

Din

"Bir kimse Hakk'ın ulûhiyyetini tam mârifetle bi-hakkın bilse; o kimse şair eşyayı da keşif yoluyla bilir. Hiçbir mâhiyyet kendisinden gizli kalmaz. Zira cem'i eşya ve malûmat, Hak Teâlâ'nın sıfat ve e…"

Din

"Arifin kalbi kadar vâsi, başka hiçbir şey yoktur. Yerler ve gökler ârifin kalbine nisbetle, bir nokta gibidir. Bu yüzdendir ki Cenâb-ı Bârî: Yerime, göğüme sığmadım; mü'min kulumun kalbine sıgdım buyu…"

Din

"Kalblerin vüs'ati birdir. Lâkin kalblerdeki mârifetin vüs'ati bir değildir."

Din

"Eğer yaranımın ayıplarına bakarsam, yarısz kalırım. Zira ayıpsız dost yoktur. İyileri herkes sever. Hûner, kötülerle dostluk oyununu kazanmadadır."

"Velî olan kimse Hakk'ın inayeti ile, her türlü beşerî âfetlerden mâsûndur. Nefsi kendisine galebe çalamaz. Hasbel-beşer vel-kader bir kusur işlese ve hemen arkasından tövbe etse, Hak Teâlâ kabul eder …"

Din

"Velîden zuhur eden keşif ve kerâmetlere iltifat edilmez; ancak itimat edilir."

Din

"İstikâmet, bin kerâmetten hayırlıdır."

"Yatırların ruhuna hediye edilen duâ ve niyâzlarda büyük ecir ve iltifat vardır. Zira evliyâ ervâhı, daima medetkârdır."

Din