A

Abdülhakîm Arvâsî

1860 - 1943

Abdülhakîm Arvâsî, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri ile Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında etkinlik gösteren tanınmış bir dinî âlim, tasavvuf ehli ve şeyh olarak bilinir. Geleneksel ilim tahsilini tamamladıktan sonra hem medrese hem de tekke çevrelerinde eğitim-öğretim faaliyetleri yürütmüş; İslami ilimler, ahlâk ve tasavvuf konularında dersler vermiştir. Manevî terbiyeye, zühd ve irşad yöntemlerine vurgu yapan bir öğretim çizgisi benimsemiş; talebe yetiştirme ve sözlü-mecazi öğretileri nesilden nesile aktarma konusunda etkili olmuştur. Arvâsî, tasavvufi eserler ve risaleler yazmış; geleneksel tasavvuf anlayışı ile toplumsal ve ahlâkî meseleler üzerine görüşler ortaya koymuştur. Hem şehir hem de kırsal çevrelerde geniş bir takipçi ve talebe kitlesi edinmiş, dini eğitim kurumları ve zikir sohbetleri vasıtasıyla fikirlerini yaymıştır. Günümüz kaynaklarında Arvâsî, Türkiye’de modernleşme sürecinde geleneksel dînî eğitim ve tasavvuf mirasının taşıyıcılarından biri olarak kabul edilir; mirası, kendisini tanıyan çevrelerde hâlâ anılmakta ve çalışmalarına referans verilmektedir.

Sözler (19)

"Bahçıvan, bir gül için bin dikene su verir."

"Büyüklerin sözü, sözlerin büyüğüdür."

"Evliyanın sözünde rabbani tesir vardır."

Din

"Din bilgileri dünyada ve ahirette huzuru ve saadeti kazandıran bilgilerdir."

Din

"Temiz ve yeni elbise giyiniz. Gittiğiniz yerlerde, ahlakınızla, sözlerinizle, İslam’ın vakarını, kıymetini gösterdiğiniz gibi, giyiminizle de saygı ve ilgi toplayınız."

Din

"İlim cehli izale eder, yok eder, ahmaklığı değil."

"Allahü Teâlâ bize rahmetiyle muamele etsin. Adaletiyle muamele ederse yanarız."

Din

"Allahü Teâlâ dilediğini yapar. İster sebepli ister sebepsiz, dilediği gibi azap veya lütfeder. Güzel ve doğru Onun dilediğidir."

Din

"Ahmaklık, hatada ısrar etmektir."

"Allahü Teâlâ sırrını eminine verir. Bilen söylemez, söyleyen bilmez."

Din

"Gerçek keramet, kerametin gizlenmesidir. Bunun dışında görünenler, velinin irade ve ihtiyarı ile değildir. İlahi hikmet öyle gerektiriyor demektir."

Din

"Şifa, suyun geldiği boruya tâbidir. Pis borudan şifa gelmez."

Din

"Bizim meclisimizde bulunanlar, sükut içinde otursalar ve sükuttan başka bir şey görmeseler bile, din bahsinde âlim geçinenlerin hatalarını keşfederler, bir bir çıkarırlar."

Din

"Allahü Teâlâ bir kuluna iman vermişse ona daha ne vermemiştir. İman vermemişse ona daha ne vermiştir!"

Din

"En büyük edep, ilahi hududu muhafazadır, gözetmektir."

Din

"Namaz, aman namaz, nerede ve ne şart altında olursa olsun mutlaka namaz kılın."

Din

"Haramlardan korkan zahiddir. Şüpheliden korkan ise velidir."

Din

"Riya olmasın diye cemaatten kaçanlar ayrı bir riya içindedirler."

Din

"Cemiyetteki ruh hastalıklarının sebebi, iman eksikliğidir."