Tomris Uyar
1941 - 2003
Tomris Uyar (15 Ağustos 1941 – 4 Temmuz 2003), Türk kısa öykü yazarı, denemeci ve çevirmen olarak modern Türk edebiyatının önemli isimlerinden biridir. İstanbul doğumlu olan Uyar, 1960’lardan itibaren yayımladığı öykülerle dikkat çekmiş, dilin inceliği, gözlemin keskinliği ve bireyin iç dünyasına yönelik duyarlılığıyla tanınmıştır. Kısa öykü geleneğine getirdiği estetik duyarlılık ve anlatı tekniklerindeki yenilikçilik, onu döneminin en etkili kalemlerinden biri haline getirmiştir. Edebiyat dünyasında yalnızca kurmaca yazarlığıyla değil, çevirmenliği ve editörlüğüyle de iz bırakmıştır; çeşitli dillerden yaptığı çevirilerle Türk okurunu çağdaş edebiyatın örnekleriyle buluşturmuştur. Yazıları ve öyküleri edebiyat dergilerinde yayımlanmış, pek çok genç yazarı etkilemiş ve Türk kısa öykü repertuarında kalıcı bir yer edinmiştir. Uyar’ın eserleri, bellek, kimlik, yalnızlık ve günlük hayatın kırılganlığı gibi temaları incelikle işleyerek hem eleştirel hem de okuyucu nezdinde saygınlık kazanmıştır. 4 Temmuz 2003’te vefat eden yazar, günümüzde de Türk edebiyatının önemli seslerinden biri olarak anılmaktadır.
Sözler (20)
"Yıllardır temiz tutmaktan, gönül almaktan bıkmadım değil. Şeytan diyor çek kapıyı ya da ne bileyim evdeki bütün patlıcanları kızart gitsin, düşünme."
"Bu çocukluğun var ya, hiç yitirme onu, bazıları yitirmezler. Sen öyle bir çocuğa benziyorsun. Korun."
"Onun için kadının kendisi değil, çektiği yalnızlığın giderilmesi önemliydi, fotoğraflarda kolunda güzel çıkması kadının."
"Yorgunum. Verebileceklerimden, veremediklerimden yorgunum. Biriktirdiklerimden. Bir alsalardı, o yürekliği gösterselerdi."
"İlle de güzel şeyler bekliyorsan, bak, güzel bir gerçek söyleyeyim sana. Her yeşilliğin mutlaka çiçeği olması gerektiğini düşündüm."
"Yine de duymak istiyorsun ama. Bir erkeğin bir kadına söyleyeceği şeyleri. O senin kadın yanın."
"İstemeye hakkım var mı bilmem ama seni yürekten ilgilendiren şeyleri, başkalarına anlatmaktan kaçınacağın şeyleri duymak isterdim."
"Konuşmak da tehlikelidir. İçte biriken sözcükleri boşaltmak. Hele konuşmayı bir kere unutmuşsan."
"Sanki bu şehrin başına bir felaket gelmişti. Sanki herkes apar topar göçmeye hazırlanmış, o telaş içinde, başkalarının gözünde hiçbir değer taşımayan, yalnızca kendi geçmişini diri tutan ufak tefekini…"
"Güzelliğe hayran, karaktere âşık olunur. İkisini karıştırmayınız; karıştırırsanız, karışan siz olursunuz."
"Seninle konuşmak, gergin bir ipte yürümeye benziyor artık. O kadar sertleşmişsin ki, bir rimelin akmasında bile suçlayıcı ipuçları arıyorsun."