Sadık Ahmet
1947 - 1995
Sadık Ahmet, 1947 yılında Yunanistan'ın Batı Trakya bölgesindeki Gümülcine şehrine bağlı Sirkeli köyünde doğmuş bir Türk siyasetçi, doktor ve Batı Trakya Türk azınlığının haklarını savunan önemli bir liderdir. Selanik Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun olduktan sonra doktor olarak çalışmaya başlamış, ancak kısa sürede Batı Trakya Türklerinin sorunlarına odaklanarak siyasi bir kimlik kazanmıştır. Sadık Ahmet, Batı Trakya Türklerinin haklarını savunmak için çeşitli girişimlerde bulunmuş ve bu nedenle Yunanistan'da birçok kez baskılara maruz kalmıştır. 1985 yılında Batı Trakya Türklerinin haklarını savunan bir bildiri dağıttığı için hapis cezasına çarptırılmıştır. 1989 yılında bağımsız milletvekili olarak Yunanistan Parlamentosu'na seçilmiş ve Batı Trakya Türklerinin sesi olmuştur. 1990 yılında Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi'ni (DEB) kurarak azınlık hakları mücadelesini siyasi bir platforma taşımıştır. Sadık Ahmet, 24 Temmuz 1995 tarihinde Gümülcine'de geçirdiği şüpheli bir trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Ölümü, Batı Trakya Türk toplumu için büyük bir kayıp olarak görülmüş ve hala tartışmalı bir konu olarak kalmıştır.
Sözler (33)
"Dünyanın neresinde bir Türk varsa, nerede kendini Türk hisseden biri varsa orası Türk dünyasıdır. Türk dünyasının kalbidir."
"Birileri sancılar içinde iken, hiçbir kimsenin ilgilenmemesine dayanamam. Bu ilkem, yalnızca azınlık insanı için değil bütün insanlar için geçerlidir."
"Aynı dili konuşan, aynı geleneğin gereğini yaşayan, aynı hisleri tadan ve aynı soyu taşıyan insanlar, doğudan da olsa, batıdan da olsa, kuzeyden de güneyden de olsa aynı insanlardır, aynı güce sahipti…"
"Ben bir Türk olduğum için hapse götürülüyorum. Eğer Türk olmak bir suç ise, burada tekrar ediyorum. Ben bir Türk'üm ve öyle kalacağım. Bu mesajımla Batı Trakya azınlığına sesleniyorum ve Türk olduklar…"
"Düz yolda yürümek herkesin yapabileceği bir iştir. Önemli olan engebeli yolu düzleyip orada yürümektir."
"Dava adamı olmakla, davanın adamı olmak farklıdır. Dava adamları, davanın adamlarını yetiştirir."
"İnsanların sana inanması ve güvenmesi için, söylediklerin ile icraatların birbirini tamamlıyor olması gerekir."
"Çocuklarımızın Türkçe değil de Yunanca konuşmasını, Türk gibi değil de Yunan gibi düşünmesini istiyorlar."
"Güneş batıdan doğsa, yer yarılıp ikiye ayrılsa, gök ile yer buluşsa, yine de vazgeçmem davamdan."
"Şunu açıkça bilsinler ki, bizi haklı davamızdan ne haksız mahkeme kararları ne de siyasi partilerin açık ve gizli tehditleri vazgeçirecektir!"
"Ey Batı Trakya Türk genci! Daha dünyaya gözünü açtığın dakikada, kundaklar içinde sarılı iken, haksızlıklar ve ayrımlar teneffüs ettin. Doya doya, bağırı bağırı 'Ben Türk çocuğuyum!' diyemedin."
"Bizim milliyetimize, milletimize ve dilimize bağlı olmamız lazım. Bunlar olduğu takdirde, Türkün eline su dökecek milleti dünyada göremiyorum ben.."
"Biz bu topraklarda cumhuriyet kurmuş bir ulusun torunlarıyız. Batı Trakya topraklarının yerlisiyiz. Ve, asla gidici değiliz! "
"Davam ve toplumum için, çocuklarımın ve çocuklarımızın geleceği için girdiğim bu dört duvar, bilinsin ki benim için yalnızca saraydır."
"Yunan uyruklu, İslam dinine bağlı ve ırkı Türk olan azınlığımız, bu meziyetlerinden ötürü ve de Lozan’a imza atan taraflardan biri olması nedeniyle Türkiye ile doğrudan bağlantılıdır."
"Benim önüme bir tabak iyi yemek koyup da boynumdan istedikleri yere çekeceklerse, dağdaki zayıf kurt gibi yaşamayı, o hali vakti yerindeki köpeğinkine tercih ederim."
"Türklüğümüz, istediği zaman isteyen kişi tarafından değiştirilebilecek bir şey değildir. Tabiiyet değişir, fakat ırk insanla beraber gelir, insanla beraber terk eder dünyayı. Türklüğümüz pazarlık konu…"