Cemil Meriç
1916 - 1987
Cemil Meriç (1916–1987), Türkiye’nin önde gelen deneme yazarlarından, çevirmenlerinden ve fikir insanlarından biridir. Modern Türk düşüncesinin şekillenmesinde önemli rol oynayan Meriç, kültürlerarası analizleri, Batı ile Doğu arasındaki etkileşimlere dair eleştirel bakışı ve üslubunda görülen yoğun tarihsel ve edebi birikimle tanınır. En çok okunan eserleri arasında derlemeler biçiminde yayımlanan denemeleri “Bu Ülke” dizisi yer alır; bu metinlerde millî-manevi değerler, medeniyet tartışmaları ve entelektüel eleştiriler ön plana çıkar. Edebiyat ve düşünce dünyasına katkıları çevirmenlik çalışmalarıyla da desteklenmiştir; Avrupa düşünürlerinin metinlerini Türkçeye kazandırarak fikir tarihinin yerel tartışmalarla buluşmasına aracılık etmiştir. Yazılarında tarih, edebiyat, felsefe ve sosyolojiyi birbirine bağlayan disiplinlerarası bir yaklaşım sergilemiş; dilin ve kültürün önemine dair keskin tespitleriyle kuşaklar boyunca okunmuş ve tartışılmıştır. Türkiye’deki entelektüel geleneğin şekillenmesine yaptığı katkı, akademi dışı önemli bir miras olarak değerlendirilir. Meriç, fikir hayatındaki özgün konumuyla hem eleştirildi hem takdir edildi; eserleri günümüzde de kültür-siyaset tartışmalarında atıf yapılan temel kaynaklar arasında yer alır.
Sözler (96)
"İngiliz hodgamdır. Bir millet değil de bir yığın. Yığın düşünmez, mâruz kalır. Nezleye yakalanır gibi tutulur bir fikre. Ateşi yükselince arslanlaşır, nöbet geçirince her mukaddesi unutuverir."
"Düşünceye câzip ve parlak bir biçim vermek küçültür düşünceyi. Büyük yazar içinden gelen sesi olduğu gibi haykırandır. Kelimeleri kullanırken avamın hoşuna gidip gitmeyeceğini düşünmez."
"Tarihimiz, mührü sökülmemiş bir hazine."
"Her toplum bir kitaba dayanır: Ramayana, Neşideler Neşidesi veya Kur'an: "Senin kitabın hangisi?""
"Tarih, eserlerini iki defa oynamış: Önce trajedi, sonra komedi olarak. Roma’nın kazları heybetli bir trajedinin kahramanıydılar, bizimkiler tatsız bir komedinin aktörleri."
"Düşünce dünyasını fethe çıkanların uğrayacağı ilk ülke Hint olmalı. Hint bütün inanışlara söz hakkı tanır. Çağdaş Avrupa en aydınlık taraflarıyla Hint’in bir devamıdır. Hint belki bütün hakikat değil …"