İbn-i Sina

İbn-i Sina

980 - 1037

İbn-i Sina (tam adıyla Ebû Ali el-Hüseyin ibn Abdullah ibn Sina; 980–1037), Pers asıllı bir hekim, filozof ve bilim insanıdır. Genç yaşta tıp, mantık, matematik ve doğa bilimleri alanlarında eğitim almış; kısa sürede dönemin önde gelen bilgincilerinden biri olarak ün kazanmıştır. Saray hekimliği, danışmanlık ve çeşitli yönetici çevrelerde görev yapmış; hem İslam dünyasında hem de Avrupa'da etkili olan çok sayıda eser kaleme almıştır. En bilinen eseri el-Kânûn fi't-Tıb (Tıbbın Kanunu), tıp bilgisinin sistematik bir derlemesi olarak yüzyıllar boyunca Avrupa ve Orta Doğu tıp eğitimlerinin temel kaynaklarından biri olmuştur. Felsefe alanında ise Kitâb al-Şifa (Şifa Kitabı) gibi çalışmalarla Aristotelesçi geleneği İslam düşüncesi bağlamında geliştirip metafizik, epistemoloji ve psikoloji konularına önemli katkılar yapmıştır. Mantık, astronomi, kimya ve jeoloji gibi disiplinlerde de gözlemler ve sınıflandırmalar sunmuştur. İbn-i Sina’nın eserleri Latinceye çevrilerek Orta Çağ ve Rönesans düşüncesini etkilemiş; Batı tıbbının kuruluşunda ve skolastik felsefenin gelişiminde belirgin bir rol oynamıştır. Hayatı boyunca öğretim ve araştırma faaliyetlerini sürdürmüş, 1037 yılında Hemedan’da vefat etmiştir; mirası modern bilim ve tıp tarihinde hâlâ yankı bulmaktadır.

Sözler (12)

"İlim ve sanat ittifak görmediği ülkeyi terk eder."

"Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir."

"Ne öğrendiysem secdede öğrendim."

Din

"Dünya bir eğlence ve oyun yeri değildir."

"Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez."

"İnsanın ruhu kandil, bilim onun aydınlığı ve Tanrısal bilgelik de kandilin yağı gibidir. Bu yanar ve ışık saçarsa o zaman sana "diri" denilir."

"Ben öküzden korkarım çünkü onun silahı var ama aklı yok."

"Her hastalığı yapan bir kurttur. Yazık ki onu görecek elimizde âlet yoktur."

"İnsanlar ileri sürdüğünüz nedenlere, içtenliğinize, çektiğiniz acıların ağırlığına ancak siz öldükten sonra inanırlar. Yaşadığınız sürece durumunuz şüphelidir, çok çok sizden şüphe ederler, bu kadarın…"

"Çok gerekli olmadıkça ilaç kullanma!"

"Bütün hastalıklar esasen yenilen ve içilen şeylerden ileri gelmektedir."

"Benim gönlümün kırılmaz sabrı, senin gönlünün yumuşamaz katılığı var. Şu halde sevgilim aşk yolunda ikimiz de sert taşız."