I. Selim

I. Selim

1470 - 1520

Yavuz Sultan Selim (Selim I), 1512–1520 yılları arasında Osmanlı İmparatorluğu’nun padişahı olarak hüküm sürmüş bir devlet adamı ve askeri liderdir. Genellikle 1470 yılında doğduğu kabul edilir ve 1512’de tahta geçerek on yıllık kısa ama etkili bir saltanat dönemi geçirmiştir. Saltanatı boyunca merkezi otoriteyi güçlendirmeye yönelik sert politikalar uygulamış, taht mücadelesi ve iç karışıklıkları bastırarak imparatorluğun iç düzenini sağlamlaştırmıştır. Selim I’in en önemli miraslarından biri imparatorluğun sınırlarını doğu ve güneyde önemli ölçüde genişletmesidir. 1514’teki Çaldıran Savaşı’nda Safevîleri yenilgiye uğratmış, 1516–1517 yıllarında Mısır ve Levant’ı fethederek Memlük Sultanlığı’nı ortadan kaldırmıştır; bu fetihler Osmanlı yönetiminin Mekke ve Medine üzerindeki nüfuzunu ve İslam dünyasındaki siyasi ağırlığını artırmıştır. Sert yönetimi ve askeri başarıları sayesinde Osmanlı’yı 16. yüzyılda daha geniş bir imparatorluk haline getirmenin temellerini atmış; 1520’de ölümü üzerine yerine oğlu Kanuni Sultan Süleyman geçmiş, Yavuz’un mirası hem askeri hem de diplomatik alanda sonraki padişahların politikalarını etkilemiştir.

Sözler (18)

"Derdi olan neylesin?Derdi neyse söylesin.Korkuyorsa neylesin?Hiç korkmasın söylesin."

"Oğlum, o kadar süslenmişsin ki, anana giyecek bir şey bırakmamışsın!.. Bre Süleyman, sen böyle giyinirsen, anan ne giysin?"

"Ulemânın atının ayağından sıçrayıp bizi boyayan çamur, bizim için şereftir. Mübarektir. Bu çamurlu kaftanı, ben ölünce sandukamın üzerine kapatın!"

"İsteyenler, karılarınıın yanına dönüp entarilerini giyebilirler! Ben düşmana karşı tek başıma da gidebilirim!"

"Gönül ister ki, Afrika'nın kuzeyinden Endülüs'e çıkayım ve sonra Balkanlar üzerinden tekrar İstanbul'a döneyim!"

"Hava kararsın, herkes evlerine dönsün, sokaklar boşalsın, ben ondan sonra İstanbul'a gireyim. Fânilerin alkışları, zafer takları ve iltifâtları bizi nefsimize ma'rûr edip yere sermesin!"

"Pâdişâh-ı âlem olmak bir kuru kavga imiş, Bir velîye bende olmak cümleden a'lâ imiş…"

"Yaralı gönlümü, sevgilinin gece renkli zülfünün hayaliyle sardım. Geceleyin merhem bulamayan o yaranın vay haline!"

"Be hey asker kıyafetli korkaklar! Maiyetimde yiğitlik ve kahramanlık göstereceğinize böyle mi hareket edersiniz! Askerde itaat emre karşı gelmek midir?.."

"Vükela ve umeranın süslü elbiseler giymesi padişahlarına tazimden ileri gelir. Biz Allah'tan başka kime tazime mecburuz ki bu külfeti ihtiyar edelim? Bizim padişahımız Allah, vücudu saran elbiseye değ…"

Din

"...Ben Allah'ın emirlerini yerine getirmek, zulüm görenlere yardım etmek için zırh giydim, kılıç kuşandım!"

Din

"Biz bunca meşakkate alkış uğruna katlanmadık, halis niyetimiz rızayı ilahidir."

"Devletleri yıkan tüm hataların altında nice gururun gafleti yatar."

"Kılıcımız parladıkça düşmanın gözü ondan ayrılıp bizi göremez. Ama Allah esirgesin, bir gün paslanır da yaltırıklanmazsa düşman bizi görmek değil, bir de tepeden bakar."

"Benim için, o mübarek makamların hizmetçisi olmaktan daha büyük şeref olamaz. Bana Hadimül-haremeyn (Mekke ve Medine'nin Hizmetçisi) diyin."

"Şîrler pençe-i kahrımda olurken lerzân; Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek."

"Haine cesaret veren merhamet, zulme yakındır."

"Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür."