Diyojen

Diyojen

412 - 323

Diyojen, MÖ 412 veya 404 yıllarında Sinop'ta doğmuş ve MÖ 323 yılında Korint'te ölmüş olan Antik Yunan filozofudur. Kinik felsefenin en önemli temsilcilerinden biri olarak bilinir. Diyojen, sade bir yaşam tarzını benimsemiş ve toplumsal normlara meydan okuyan tavırlarıyla tanınmıştır. Yaşamını doğaya uygun bir şekilde sürdürmeyi savunmuş ve mal-mülk gibi dünyevi şeylerin insanları köleleştirdiğini öne sürmüştür. Felsefesini günlük yaşamında uygulayan Diyojen, bir fıçıda yaşadığı ve elinde bir fenerle 'dürüst bir insan' aradığı hikayeleriyle ünlüdür. Diyojen'in yaşamı boyunca birçok anekdot ve hikaye anlatılmıştır. Bunlardan biri, Büyük İskender'in kendisine 'Dile benden ne dilersen' dediğinde, 'Gölge etme, başka ihsan istemem' yanıtını vermesidir. Bu yanıt, onun özgürlüğe ve bireysel bağımsızlığa verdiği önemi göstermektedir. Diyojen'in eserleri günümüze ulaşmamış olsa da, onun yaşam tarzı ve düşünceleri, Kinik felsefenin temel taşlarından biri olarak kabul edilir. Öğretileri, Stoacılık gibi daha sonraki felsefi akımları da etkilemiştir.

Sözler (20)

"Yıkanmak için gittiği hamamın pislik içinde olduğunu görmesi üzerine hamamcıya: Yanılıp da bu hamama yıkanmaya gelenler, daha sonra temizlenmek için nereye giderler? diye sorar."

"Bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: Ben …"

"Diyojen’e bir adamın ne kadar akıllı olduğunun nasıl anlaşıldığını sordular. Yanıtı kısa oldu: Konuşmasından. Bir soru daha sordular: “Peki adam ya hiç konuşmazsa? Diyojen’in yanıtı bu kez şöyle oldu:…"

"Büyük İskender, Diyojen’i, birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken görerek ne yaptığını sorduğunda: Babanızın kemiklerini arıyorum, ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza…"

"Bir eşkıya, fakir olduğu için ona hakaret ettiğinde ona hitaben: 'Bir adama, fakir olduğu için hakaret edildiğini hayatımda hiç görmedim ama pek çok insanın hırsızlıklarından ötürü asıldıklarını gördü…"

"Kendisini iyi döşenmiş bir eve götüren bir adamın “Bir daha yerlere tükürmemesini” tembihlemesi üzerine yüzüne tükürerek: Buradan daha kirli bir yer bulamadım. der."

"Bir gün sokak ortasında, Adamlar! Adamlar! diye bağırmaya başlar. Halk etrafına toplanır. Diyojen, Ben adamları çağırıyorum! diye sopası ile onları kovar."

"Adam ne vakit evlenmeli?" diye soran kişiye: Genç ise, henüz evlenme zamanı gelmemiştir. ihtiyar ise, vakti geçmiştir."

"Çeşmeden avucu ile su içen bir çocuk görünce haykırarak: Bu çocuk bana fazladan eşyam olduğunu öğretti."

"Güpegündüz elinde lambayla dolaşırken kendisine ne yaptığını soranlara: Adam arıyorum, adam!"

"Neden iki kulağımıza karşılık bir dilimiz var? Çok dinleyelim az konuşalım diye."

"Çok dinlememiz ve az konuşmamız için iki kulağımız ve bir dilimiz vardır."

"Yeryüzünde Öğretmenlikten DAHA ŞEREFLİ Bir Meslek Tanımıyorum."

"Dışarıdan güçlü görünüyor olabilirsin, ama savaşlar içeride kazanılır."

"Yeryüzünde en iyi şey nedir?" diye sorduklarında: Hür olmak."

"Büyük İskender Korinthos'ta “Bir dileğin var mı?” diye sorduğunda "Gölge etme, başka ihsan istemem" der."

"Köleler efendilerine değersiz insanlar da tutkularına köledir."

"Hayvan eti yiyenler insan eti de yiyebilirler."

"İşsiz adamların işidir aşk."

"Eğitim, altın bir çelenk gibidir. İnsana yüce bir onur kazandırır ve bir bedel karşılığında elde edilir."