N

Nahid Sırrı Örik

1895 - 1960

Nahid Sırrı Örik, Türkiye edebiyatının erken Cumhuriyet dönemi çerçevesinde öne çıkan yazarlarından biridir. Edebi üretimi roman, öykü ve tiyatro türlerini kapsar; eserlerinde toplumun dönüşümü, bireyin iç dünyası ve özellikle kadın meseleleri gibi temaları işler. Dilinde gözlemlenen gerçekçilik ve psikolojik çözümlemeler, onun metinlerini dönemin pek çok eserinden ayıran özelliklerdendir. Yazarlık kariyeri süresince gazete ve dergilerde yayınlanan yazıları, eleştirileri ve romanlarıyla dönem okuyucusunun dikkatini çekmiş, edebî çevrelerde saygın bir yere sahip olmuştur. Edebi mirası, Türk modernleşme sürecinin edebî yansımalarını anlamada önemli bir kaynak olarak değerlendirilmektedir. Eserleri üzerine yapılan çalışmalar, onun toplumsal değişimlere dönük duyarlılığını ve karakter analizlerindeki inceliği vurgular. Akademik incelemeler ve edebiyat tarihçiliği, Nahid Sırrı Örik’in biçimsel tercihlerinin ve tematik odaklarının dönemin yazınsal eğilimleriyle nasıl ilişkilendiğine ışık tutar; böylece çağdaş Türk edebiyatının gelişim çizgisinde zaman içinde yeniden ele alınan bir figür olarak kalmıştır.

Sözler (12)

"Ölmenin ıstırabı varsa bile bu ıstırap ancak bir lahza sürer, sonra ölü yokluğun büyük huzuruna erişirdi."

"Çirkinlerin sevilmemeye ve güzeller için daima feda edilmeye mahkûm bulunduklarını."

"Yaşlılık, hastalık, uzak ve berbat bir yerde yapayalnız ve bakımsız ölmek, bunlar hep mukadder şeylerdi."

"Evet, hiçbir şey söyleme. Hem hayatta başkalarının nasihatleri ile değil, kendi muhakemenle hareket etmelisin."

"Şu halde bu oyuna, bu yapma sevgiye ne lüzum var!"

"Gençlik nedir, sevda nedir, sevmek sevilmek nedir, bilmedin!"

"Bu çıkan hürriyet kendilerini yalının bütün debdebesinden istifade etmek şartıyla her türlü iş ve zahmetten kurtaracak bir sebep, Allah'ın bir ihsan ve inayeti olacaktı."

"Bu kız, kadın, erkek, Müslüman, Hıristiyan türlü hocadan çeşitli ilim okuyup çeşitli hüner edine edine âdeta cinsiyetini kaybetti."

"Istırap denen şey bu, kalbin işte bu sıkılışı, ellerindeki bu soğuk nem olacak! Acaba çok sürer mi?"

"Eve bir an önce varıp güzelse bir an önce kahrolmak, mahvolmak, şayet güzel değilse biraz teselli bulmak için çılgın bir arzu duyarken..."

"Bu kadar ma'rur olmayın. Biz de vezir haremleriydik, Şimdi taşlıklarda, kapılarda sürünüyoruz. Düşmez kalkmaz bir Allah!"

"Ne çare ki çocuklukta en ehemmiyetsiz sayılan şeylerin ihtiyarlığın eşiğinde insanın kendisi için büyük bir kıymet kazanacakları, hatta az çok tarih değeri alacakları hatıra gelmiyor."