Samed Behrengi

Samed Behrengi

1939 - 1967

Samed (Samad) Behrengi (1939–1968), Tahran yakınlarındaki bir Azeri kökenli ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen, İran’da çocuk edebiyatı, halkbilimi ve eğitim alanlarında etkili olmuş bir öğretmen, yazar ve çevirmendir. En çok bilinen eseri Küçük Kara Balık (The Little Black Fish) adlı çocuk öyküsüdür; bu kısa alegorik masal, özgürlük ve direniş temalarını sade bir dille işlemesiyle hem İran’da hem de uluslararası alanda geniş yankı bulmuştur. Behrengi, aynı zamanda yerel masal ve halk hikâyelerini derleyip yayımlamış, tercümeler yaparak bölgesel kültürün görünürleşmesine katkıda bulunmuştur. Eğitimci kimliğiyle kırsal bölgelerde öğretmenlik yapan Behrengi, sınıf ve toplum ilişkilerine dair eleştirel bakışını eserlerine taşımıştır. Halk ağzı ve sade dil kullanımı, eserlerinin geniş kitlelere ulaşmasını sağlarken, toplumsal adalet, yoksulluk ve ezilenlerin sesi olma temaları yazınında belirgindir. Araştırmacı yönüyle Azerbaycan ağızlarından derlemeler yapan Behrengi, aynı zamanda çocuklara yönelik öğretici ve düşündürücü metinler üretmiştir. Çok genç yaşta, 31 Ağustos 1968’de Aras Nehri’nde boğulma sonucu hayatını kaybetmiştir; ölümü dönemin politik ve toplumsal koşulları nedeniyle tartışmalara konu olmuştur. Kısa yaşamına rağmen Behrengi, İran çocuk edebiyatı ve halk bilimi üzerinde kalıcı bir etki bırakmış, eserleri farklı dillere çevrilerek nesiller boyunca okunmaya devam etmiştir.

Sözler (38)

"Küçük bir yerde dolaşıp durarak ihtiyarlamak için mi geldik dünyaya?"

"Siz gereğinden fazla düşüyorsunuz. Ama yalnızca düşünmek olmaz ki!"

"Ölüm beni kolayca bulabilir ama yaşayabildiğim sürece ölümden kaçacağım."

"Ben gökyüzüne çıkacağım! Oradaki yıldızları alıp ceketime düğme yapacağım!"

"Yaşadığının yüz mislini yaşasan da yine aynı cahil ve aciz kurbağa olarak kalacaksın."

"Keklik gibi başını kara sokmuşsun, çevreni görmüyorsun. Gerçeklerden haberin yok."

"Herşeyin bir sonu olmaz mı? Gece sona erer, gündüz sona erer, ay da öyle, yıl da öyle."

"Ben ne kötümserim, ne korkak. Gözümün gördüğünü, aklımın söylediğini dile getiririm."

"Benim güzel kızım, unutma ki bir gün güneş bizi ısıtmayı bırakırsa dünyada hayat kalmaz."

"Cahil olmasaydınız, dünyada birçoklarının kendilerine göre bir güzellikleri olduğunu bilirdiniz."

"İster korkutsun beni, ister kessin, ya da aksine sevsin baş tacı yapsın, boyun eğmiyorum işte!"

"Artık biliyorum ki, benim bir sebebim var. Aklım var anlayabiliyorum, gözüm var görebiliyorum."

"Vakitsiz vedalara maruz kalmış kişilerin çığlıkları Avaz Avaz olurmuş, ben bunu kendim de gördüm."

"Artık bir çekirdek değildim. Kendi içimde büyümüş, ortadan kaybolmuş, başka bir şeye dönüşmüştüm."

"Dünyaymış! Dünya da ne demekmiş? Dünya işte bizim olduğumuz yerdir, hayat da bizim yaşadığımızdır."

"Şimdi ölüm çok kolay uğrayabilir bana! Ama ben yaşayabildiğim sürece ölümü karşılamaya gitmemeliyim."

"Cahil olmasaydınız, dünyada birçoklarının kendilerine göre güzellikleri olduğunu bilirdiniz. Adınız bile size ait değil!"

"Ben bilmek istiyorum; gerçekten de yaşamak dediğimiz şey, şu bir avuç yerde yaşlanıncaya kadar dolaşıp durmaktan mı ibaret?"