Şeyh Bedreddin
1359 - 1420
Şeyh Bedreddin (yak. 1359–1420), erken Osmanlı döneminin öne çıkan dinî düşünürlerinden, mutasavvıflarından ve siyasal muarızlerinden biridir. İslam hukuku, tasavvuf ve ahlâk öğretisinde yetişmiş; hem klasik İslâmî ilimlerde hem de felsefi düşüncede derinlemesine bilgi sahibi olduğu kaynaklarda aktarılır. Zamanının idari ve toplumsal sorunlarına dair eleştirileri, cemaatçi ve eşitlikçi eğilimleriyle dikkat çeker; bu yönüyle hem çağdaşları hem de sonraki kuşaklar tarafından farklı siyasi ve ideolojik okumalara konu olmuştur. Bedreddin, öğretilerinde tasavvufi birlik (vahdet) anlayışını toplumsal dayanışma ve adalet vurgusuyla birleştirmiş; özel mülkiyete, sınıf farklılıklarına ve merkezî otoritenin bazı uygulamalarına eleştirel bir yaklaşım geliştirmiştir. 15. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve onunla ilişkilendirilen isyan hareketleri sonucunda Osmanlı otoritesi tarafından yargılanmış ve 1420 civarında idam edilmiştir. Hem Osmanlı tarih yazımında hem de modern Türk düşünce tarihinde Bedreddin, sosyal adalet arayışının simgelerinden biri olarak anılmaya devam eder; edebiyatçılarda ve siyaset teorisyenlerinde ilham verici, tartışmalı bir figür olarak kalmıştır.
Sözler (9)
"İnsanlar birbirlerine yahut haksız mala, meşru olmayan paraya veya rütbe ve mevkilere yiyecek ve içeceklere ibadet ediyorlar da, Allah’a ibadet ediyoruz sanında bulunuyorlar."
"Kötü ve çirkin işlerle uğraşan insanlar Hak’tan uzaklaşmışlardır. Cehennem işte budur. Cennetle cehennemi başka yerde aramak saçmalıktır."
"İnsanlar eylemleriyle, düşünce ve fikirleriyle güzeli ve iyiyi bulabildikleri oranda Hak’la kavuşmuşlardır."
"İnsanlar Müslümanlıktan önce somut bir puta taparlardı, çağımızda ise hayali bir puta tapıyorlar. Belki bir gün Hak kendisini gösterirde Hak olarak ona taparlar."
"Gerçek tasavvufçu, hiçbir insan gözünün görmediği, kulağının işitmediği, gönlünün sezmediği şeyhleri bilir. Onları halka, kafalarının alabileceği şekilde anlatır. Ama aslını içinde gizler. Eğer halk b…"
"Tanrı dünyayı yarattı ve insanlara verdi. Demek ki; dünyanın toprağı ve bu toprağın bütün ürünleri insanların ortak malıdır. Ben senin evinde kendi evim gibi oturabilmeliyim, sen benim eşyamı kendi eş…"
"İbadet etmekten amaç; ezeli ve büyük varlığa gönüllerin yönelmesi ve kapılmasıdır. Yoksa dünya umuruna dalmış bir kalp ile bin sene namaz kılmış, oruç tutmuş olsan, bundan dolayı hiçbir sevap ve mükâf…"
"Tarih, gelecek için kavga verip, yitmiş bile olsa, insanlık için vuruşanları hiç unutmaz."