"Bir gün sokak ortasında, Adamlar! Adamlar! diye bağırmaya başlar. Halk etrafına toplanır. Diyojen, Ben adamları çağırıyorum! diye sopası ile onları kovar."
"Kendisini iyi döşenmiş bir eve götüren bir adamın “Bir daha yerlere tükürmemesini” tembihlemesi üzerine yüzüne tükürerek: Buradan daha kirli bir yer bulamadım. der."
"Bir eşkıya, fakir olduğu için ona hakaret ettiğinde ona hitaben: 'Bir adama, fakir olduğu için hakaret edildiğini hayatımda hiç görmedim ama pek çok insanın hırsızlıklarından ötürü asıldıklarını gördü…"
"Büyük İskender, Diyojen’i, birbiri üstüne yığılmış insan kemikleri içinden bir şey ararken görerek ne yaptığını sorduğunda: Babanızın kemiklerini arıyorum, ama hangisinin kölelere, hangisinin babanıza…"
"Diyojen’e bir adamın ne kadar akıllı olduğunun nasıl anlaşıldığını sordular. Yanıtı kısa oldu: Konuşmasından. Bir soru daha sordular: “Peki adam ya hiç konuşmazsa? Diyojen’in yanıtı bu kez şöyle oldu:…"
"Bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir. Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: Ben …"
"Yıkanmak için gittiği hamamın pislik içinde olduğunu görmesi üzerine hamamcıya: Yanılıp da bu hamama yıkanmaya gelenler, daha sonra temizlenmek için nereye giderler? diye sorar."