Ahmed Paşa (şair)

Ahmed Paşa (şair)

1426 - 1497

Ahmed Paşa (şair), Osmanlı divan edebiyatı çerçevesinde anılan ve edebî kimliğiyle tanınan bir şahsiyettir. Unvanı 'Paşa' olan bu tip şahıslar genellikle hem devlet görevlisi hem de edebî eserleriyle bilinen kişiler olup, Ahmed Paşa da gazeller, kasideler ve mesnevî türlerinde yazdığı şiirlerle divan edebiyatı geleneğine katkıda bulunmuş bir şair olarak anılır. Eserlerinde klasik bezeme ve tasavvufi, ahlaki temalara sıkça rastlanır; dil ve üslup bakımından dönemin saray edebiyatı zevkine uygun bir yer edinmiştir. Ahmed Paşa'nın yaşamına ve kariyerine ilişkin bilgiler kaynaklar arasında değişiklik gösterir; bazı tezkiresel ve antolojik metinlerde şiirlerinden alıntılar ve bazı idari görevleri işaret eden kayıtlar bulunur. Mirası, dönemin şiir anlayışını yansıtması ve sonraki nesillerin divan edebiyatı çalışmalarında referans olarak gösterilmesidir. Belirli doğum ve ölüm tarihleri ile tek bir İngilizce Vikipedi başlığı hakkında güvenilir mutabakat mevcut olmadığından, bu ayrıntılar burada verilmemiştir; daha ayrıntılı tayin için birincil Osmanlı kaynakları ve tezkiresel literatüre başvurulması önerilir.

Sözler (15)

"Sevgili her nefeste bin ölüye can verirken, bizi bir nefes dahi anmazdı, ne yapalım"

"Cân verir her nefesde bin ölüye Bizi anmadı bir nefes n'idelim"

"Ey Ahmet, sevgilinin aşkından ne beklersin; o rakibe uyar ve o yüzü karadan geçmez"

"Ne yüz ağardasun Ahmed reh-i aşkından Ki rakîbe uyar ol yüzü karadan geçmez"

"Behey kâfir, çok da yüz çevirme zira sevenler ölmez"

"Kavuşma gününü işitsem şevkimden ölürüm. O va'de ne zamandır demeye yüreğim dayanamaz."

"Her gece beni sevgiliden ayrılık öldürürken; her sabah sevgilinin köyünden esen sabah rüzgârı ise diriltir"

"Öldürür her Şeb beni hicrân-ı yâr illâ yine Dirgürür her subh-dem küyndan uğrayan nesêm."

"Aklı başından gitmiş âşığını kah öldürüp kah dirilten sevgilinin hırsız gamzesi ile gizli gülüşleridir"

"Âşık-ı Şûrîdesin gah öldürüp geh dirgüren Gamze-i düzdîdesiyle hande-i pinhânıdır."

"Gönül ülkesinin hâkimiyetini tamamıyla ele geçiren sevgilinin her sözü bir ferman sayılacaktı"

"Ol Şeh-i hûbân ki iklim-i dilin sultânıdır. Her ne der cân üstüne fermân anun fermânıdır."

"Gözlerin öldürür ey yâr! Elimden ne gelir. İki zalim, acımasız gözler mest olmuştur. Elimden ne gelir."

"Ezel gününde sevgilinin gözü bana bir merhaba lütfetti. O günden bugüne o bakışın mestliğiyle başka birinin merhabasını hiç tanımadım."

"Canıma bir merhaba sundu ezelden çeşm-i yâr Öyle mest oldum ki gayrın merhabasını bilmedim"