Ömer Hayyam
1048 - 1131
Ömer Hayyam (tam adıyla Ghiyāth al-Dīn Abū al-Fatḥ ʿUmar ibn Ibrāhīm al-Khayyām), 11. yüzyılın ortalarından 12. yüzyıla kadar yaşamış Pers kökenli bir matematikçi, astronom, filozof ve şairdir. Nisâpur doğumlu olan Hayyam, cebir alanındaki çalışmalarıyla bilinir; özellikle kübik denklemlerin sınıflandırılması ve geometrik çözümleri üzerine yazdığı çalışmalar döneminin matematik anlayışına önemli katkılar sunmuştur. Ayrıca Selçuklu döneminde yapılan takvim reformu çalışmalarında rol almış ve Jalali takviminin hazırlanmasında etkili olmuştur. Şiirleri, özellikle rubailer şeklindeki dörtlükleri, Batı'da Edward FitzGerald'ın İngilizce çevirileriyle geniş bir üne kavuşmuştur; ancak bu rubaiyatların tamamının doğrudan ona ait olup olmadığı konusu edebiyat tarihçileri arasında tartışmalıdır. Hayyam, bilimsel yöntemi ve rasyonel yaklaşımıyla hem İslami dünyanın hem de evrensel bilim tarihinin saygın şahsiyetleri arasında yer alır. 18 Mayıs 1048'de doğduğu ve 4 Aralık 1131'de vefat ettiği kabul edilen Hayyam, Nishapur'da yaşamış ve mirası matematik, astronomi ve edebiyat alanlarında iz bırakmıştır.
Sözler (31)
"Niceleri geldi, neler istediler;Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?O gidenler de hep senin gibiydiler."
"Yaşamanın sırlarını bileydinÖlümün sırlarını da çözerdin.Bugün aklın var, bir şey bildiğin yok:Yarın, akılsız, neyi bileceksin?"
"Düşünce göklerinin baş konağı sevgidir sevgi;Gençlik destanının baş yaprağı sevgidir sevgi;Ey sevginin sırlarından habersiz yaşayanlar,Bilin ki tüm varlığın baş kaynağı sevgidir sevgi."
"Doyacak kadar aşın varsa,başını sokacak bir damın,insanoğluna kulluk etmiyorsan,başkasının sırtında değilse geçimin,tamam, güneşli günler içindesin."
"Dert içinde sevinci bul da yaşa;Haksız düzende haklı ol da yaşa;Sonu nasıl olsa yokluk dünyanın,Varından yoğundan kurtul da yaşa."
"Bu dünyaya kendi isteğimle gelmedim ben;Şaşkınlıktan başka şeyim artmadı yaşarken.Kendi isteğimle de gidiyor değilim şimdi,Niye geldik kaldık, niye gidiyoruz bilmeden."
"Güneşi balçıkla sıvamak elimde değil;Erdiğim sırları söylemek elimde değil;Aklım düşüncenin derin denizlerindenBir inci çıkardı ki delmek elimde değil."
"En doğrusu, dosta düşmana iyilik etmen;İyilik seven kötülük edemez zaten.Dostuna kötülük ettin mi düşmanın olur:Düşmanınsa dostun olur iyilik edersen."
"Ben olmayınca bu güller, bu serviler yok.Kızıl dudaklar, mis kokulu şaraplar yok.Sabahlar, akşamlar, sevinçler tasalar yok.Ben düşündükçe var dünya, ben yok o da yok."
"Gözüm, değilsen eğer kör, mezara ağlayıgörBu fitnelerle geçen ömrü bir hesaplayıgörVe toprak altını gör, Şah, vezir beraber uyurKarınca ağzına düşmüş, şu ay yüzlüyü gör,"
"Kim görmüş o cenneti, cehennemi?Kim gitmiş de getirmiş haberini?Kimselerin bilmediği bir dünyaÖzlenmeye, korkulmaya değer mi?"
"Cennette huriler varmış, kara gözlü;İçkinin de ordaymış en güzeli.Desene biz çoktan cennetlik olmuşuz:Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili."
"Dünya üç beş bilgisizin elinde;Onlarca her bilgi kendilerinde.Üzülme; eşek eşeği beğenir:Hayır var sana kötü demelerinde."
"Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:Kuklacı Felek usta, kuklalar da biz.Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer ikişer;Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz."
"Sevgili, seninle ben pergel gibiyiz:İki başımız var, bir tek bedenimiz.Ne kadar dönersem döneyim çevrende:Er geç baş başa verecek değil miyiz?"
"Seni kuru softaların softası seni!Seni cehenneme kömür olası seni!Sen mi Hak'tan rahmet dileyeceksin bana?Hakka akıl öğretmek senin haddine mi!"
"Buraya dilber, şarap dizersen eğer, Burayı su, çemenle bezersen eğer, Fazlasını istersen, cehennemde yan; Gerçek cennet buradadır, sezersen eğer."
"Ne diyeyim ki sana,Varlığın sırları saklı senden, benden,Bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben,Bizimki perde arkasında dedikodu,Bir indi mi perde, ne sen kalırsın ne ben."
"Dünyayı kim günahsız bilirmiş, söyle!Yaşayan mutlak günah alırmış, söyle!Ben kötülük edince, sen de edersen;İkimizin ne farkı kalırmış, söyle!"
"Yıldız ve ay her zaman gökte olacak.Saf şaraptan iyiyi sanma bulacak.Şarap satan insana ben çok şaşarım,Satıp, ondan güzel bir mal mı alacak? Yalçın Aydın Ayçiçek, Hayyam'ın Türkçe Yüzü (Üçyüzü ve İçy…"