Gazzâlî
1058 - 1111
Ebu Hamid el-Gazzâlî (Farsça/Türkçe kaynaklarda Gazzâlî olarak da anılır), 1058'de Tus (bugünkü İran) yakınlarında doğmuş, 1111'de vefat etmiş olan İslam düşünürü, fıkıh bilgini, kelamcı ve mutasavvıftır. Nizamiye medreselerinde eğitim görmüş, özellikle Nişabur ve Bağdat'ta öğretmenlik yaparak dönemin entelektüel merkezlerinde etkili olmuştur. Hem Hanefi fıkhı hem de Eş'arî kelâm geleneği içinde önemli bir otorite olarak kabul edilir. Akademik ve mistik yönleri bir arada taşıyan kariyeri, onu İslam dünyasında nadir ve kapsamlı bir entelektüel figür haline getirmiştir. El-Gazzâlî'nin eserleri arasında en bilineni, felsefecilerin metafizik görüşlerini eleştirdiği Tahâfüt el-Falâsife (Felsefecilerin Tutarsızlığı) ile İhyâ'u Ulûmi'd-Dîn (Dinin İlimlerinin Yeniden Canlandırılması) adlı kapsamlı ahlak, ibadet ve tasavvuf rehberi sayılır. Felsefe eleştirisi, tümevarım ve sezgi temelli bilgi teorileriyle birlikte İslam düşüncesinde epistemoloji ve teoloji tartışmalarını derinden etkilemiştir. Hayatı boyunca yazdığı eserler, hem klasik İslam ilimleri çerçevesinde hem de modern akademik çalışmalarda geniş yankı bulmuş; İslam felsefesi, ilahiyat ve tasavvuf çalışmalarında merkezi bir referans olmaya devam etmektedir.
Sözler (17)
"Evren hâdistir. O hâlde evrenin de var olması için bir sebebe ihtiyaç vardır. O sebep de Tanrı'dır."
"İlmi ile amel etmeyen âlim, başkalarını giydirdiği halde kendisi çıplak olan iğne gibidir."
"Tamahkâr, aç gözlü olma, kalbin katı ve kara olur. Çok mal artı rmak için hasislik yapma."
"Allahü teâlânın verdiği nimeti, onun sevdiği yerde harcamak şükr; sevmediği yerde kullanmak ise küfran-ı nimettir (nimeti inkâr etmektir)."
"Belaya şükretmek lazımdır. Çünkü küfür ve günahlardan başka bela yoktur ki içinde senin bilmediğin bir iyilik olmasın! Allah, senin iyiliğini senden iyi bilir."
"Bir sözü söyleyeceğin zaman düşün! Eğer o sözü söylemediğin zaman mesul olacaksan söyle. Yoksa sus!"
"Bil ki kalble gıybet etmek, dille etmek gibi haramdır. Bir kimsenin noksanını, kusurunu başkasına söylemek doğru olmadığı gibi kendi kendine söylemek de caiz değildir."
"Allahü teâlânın her yaptığımızı her düşündüğümüzü bildiğini unutmamalıyız. İnsanlar birbirinin dışını görür. Allahü teâlâ ise hem dışını hem içini görür. Bunu bilen bir kimsenin işleri ve düşünceleri …"
"Aklı olan kimse nefsine demelidir ki: Benim sermayem, yalnız ömrümdür. Başka bir şeyim yoktur. Bu sermaye, o kadar kıymetlidir ki her çıkan nefes hiçbir şeyle tekrar ele geçmez ve nefesler sayılıdır, …"
"Ey nefsim, sonra tevbe ederim ve iyi şeyler yaparım, diyorsan ölüm daha önce gelebilir, pişman olup kalırsın. Yarın tevbe etmeyi bugün tevbe etmekten kolay sanıyorsan aldanıyorsun."
"İhtiyacı olan bir kimsenin o ihtiyaca ulaşması için ilk şart, o ihtiyacı sabahtan akşama kadar elde etmedikçe yemek yememektir."